İBRAHİM KUTLUAY

İBRAHİM KUTLUAY

Saygıyla Anıyoruz

GÜLER ERDURAN

GÜLER ERDURAN

(1955-08 Kasım1978)

Saygıyla Anıyoruz

HÜSEYİN YARENGÜMELİ

HÜSEYİN YARENGÜMELİ

(1954-01.051979)

1954 yılında Denizli’nin Sarayköy ilçesinde doğdu.  Babası Osman ve annesi Ayşe’nin altı çocuğundan biriydi. Dört kız, bir erkek kardeşi vardı.  İlkokulu Gazi ilkokulunda, Ortaokulu Sarayköy Ortaokulunda okudu. Denizli Ticaret Lisesini bitirdi.Yüksek Öğrenimini  Ege üniversitesi Gazetecilik Bölümünde yaptı.

İnciraltı Öğrenci Yurdunda kalıyordu. Yurtda tadilat adı altında devrimci öğrencileri uzaklaştırma politikası sonucu  İnciraltı semtinde öğrenciler birlikte çadırda kalırken ve yurt yönetimine karşı direnirken; sivil faşist güçlerin silahlı saldırısı sonucu ağır yaralandı, belden aşağısı tutmayarak otuz ay yaşam mücadelesi verdi. 1979 yılının 1 Mayıs günü yaşamını yitirdi. Sarayköy halkının güçlü bir şekilde katılımıyla  cenazesi  faşizme karşı, faşist saldırılara karşı mücadele günü oldu.

Kahrolsun Faşizm!

Yaşasın mücadelemiz!

ERDOĞAN AKTAŞ

ERDOĞAN AKTAŞ

(23.01.1952-25.02.2012)Erdoğan aktaş

Erdoğan Aktaş dostumuzu 25.02.2012 tarihinde kaybettik.Emekçi bir ailenden gelen Erdoğan Aktaş, ilkokulu İzmir/Üçyol da okudu, Ortaokula İzmir’de devam etti. Küçük yaşta işçiliğe başladı.Yaşamı boyunca işçilik yaptı.Proleter devrimci hareketin işçi militanlarındandı. 1974-1980 döneminde gözaltıları,işkenceleri yaşadı. Şiriyer askeri cezaevi ve Buca Kapalı Cezaevinde kaldı. Demokrasi,bagımsızlık ve sosyalizm davasına gönül vermiş bir can dostumuzdu. Artık yaşamıyor, Kuşadası Yenimezarlıkta yatıyor. Demokrasi, bağımsızlık ve   sosyalim mücadelesinde yaşatılacak. Unutmayacağız !

GÜLEN YILMAZOĞLU

GÜLEN YILMAZOĞLU

Saygıyla Anıyoruz.

AYŞE BAYAR

Saygıyla Anıyoruz..

TURHAN AKTAŞ

TURHAN AKTAŞ

1952 Antalya doğumlu.

Babası ilk okul öğretmeni olan yedi çocuklu, tek maaşlı bir ailenin ilk çocuğu.

Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldu; öğrenciliği boyunca yazları harçlığını çıkarmak için hep çalıştı. Eli açık, cömert aynı zamanda kazancını mücadele arkadaşlarıyla hemen paylaşmasını bilen bir arkadaşımızdı. Anti faşist gençlik mücadelesinde yer alan, mücadele dostlarıyla ortaklaşmasını bilen zeki, doğa dostu bir kimlikteydi.

Aynı fakülteden Neriman’la evlenerek Kınık’a yerleştiler. Bir oğlu (veteriner hekim) ve bir kızı (tıp hekimi) oldu.

30 Mart 2014 te kanser hastalığından kurtulamayarak yaşamını yitirdi.

Saygıyla Anıyoruz.

Hakan Yurdakuler

ANIYORUZ..

1976 yılında Milliyetçi Cephe(MC) hükümeti döneminde öğrencilere yönelik saldırılar artmıştı.

Hakan Yurdakuler Siyasi Bilimler Fakültesi (SBF)  öğrencisiydi. Faşistlerin 8 Nisan 1976 tarihinde

SBF’ne silahlı saldırısı sonucu öldürüldü. İki öğrenci de yaralanmıştı. Hakan Yurdakuler’in

katledilmesi üzerine aynı gün öğrenciler Kurtuluş’a doğru yürüyüşe geçti, Hacettepe Köprüsü

altına mevzilenmiş polisler kitlenin üzerine yaylım ateşi açtılar. Açılan ateş sonucu devrimci öğrenciler

Burhan Barın ve Eşari Oran  yaşamını yitirdi.  En az, 50 kişi yaralanmıştı.

Onları saygıyla anıyoruz. Unutmadık..

Kahrolsun Faşizm..

 

Deniz, Yusuf, Hüseyin


Ölülerimiz .İşte Deniz, Yusuf, Hüseyin

Bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm fidanları

Emperyalizmin, faşizmin işbirlikçileri kuşatmış çeveresini

Sehpadalar

Boyunlarında faşizmin ipi

Ve Onlar son nefeslerinde

Yırtıyor inançları hançerelerini

haykırıyorlar..

”Kahrolsun faşizm, kahrolsun emperyalizm

Yaşasın işçiler köylüler ve devrimciler”

Onlar devrim ve sosyalizm mücadelesinin

Onurun bekçisi

Direnmenin..

Üniversitelerde, kampüslerde

Beyazıtta, Kızılayda, Cumhuriyet meydanlarında, alanlarda

Zapsuyunda

Fabrikalarda,atelyelerde

Grevlerede,direnişlerde

Toprak işgallerinde

Üreticilerin eylemlerinde

Köy meydanlarında,

Miting alanlarında,

Yürüdükleri gibi

Omuz omuza

Emperyalizme ve faşizme karşı

Sonsuzluğa yürüdüler

Devrim ve sosyalizm mücadelesinin kızıl gelinliğiyle…

İşçiler,yoksul köylüler, tüm emekçiler , gençlik

Yürüyorlar elele….

Kahrolsun faşizm…

Yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelemiz…

MehmerT Ali,İlhan Emre

ANIYORUZ.

(MEHMET ALİ ÖZPOLAT, İLHAN EMRE/8-9 HAZİRAN 1976)

Gaziantep’te Düztepe mahallesinde kaldıkları evin asker ve polislerce kuşatılması sonucu çıkan çatışmada ölen Mehmet Ali Özpolat ve İlhan Emre, hiçbir örgütsel bilgi, belge ve sırrı teslim etmeyerek ölümü seçti.

İbrahim Öztaş, Cihan Alptekin, Alpaslan özdoğan, Sinan Cemgil, Kadir manga, Ömer Ayna ve Mahir Çayan’ların kavgaya atıldıkları ve tarih yazdıkları sürecin baş eğmez devrimcileri olarak devrimci hareketin geleneğini sürdürdüler.

1970’lerin yükselen devrimci hareketinin baş eğmez mücadele geleneğinin çelikleştirdiği iki yiğit militandı İlhan ile Mehmet Ali. İlhan, mücadele içerisinde çelikleşmiş bir Üniversite öğrencisi, Mehmet Ali ise işçiydi .

İlhan,’73’te ilgisi olmayan bir olaydan dolayı aranmaya başlar. İlhan Emre teslim olmaz; işçilerin köylülerin arasında çalışmayı tercih eder. Gaziantep’te işçiler, Maraş’ta köylüler arasında çalışır. Veliç fabrikası’ndaki direnişin örgütlenmesinde, zamlara karşı yürüyüşün ve Gaziantep’te ilk kez 1 mayıs’ın kutlanması çalışmalarında aktif olarak yer alır.

Mehmet Ali Maraş’lıdır. Dörtyol ilçesinde,özellikle tarım işçileri arasında çalışır; daha sonra Gaziantep’e yerleşir ve Düztepe Sanayi Çarşısı’nda çalışmalarına devam eder.

Mehmet Ali ve İlhan’ın kaldıkları ev bir ihbar sonucu polisler tarafından sarılır. Sayıları on kadar olan polisler karşılarında teslim olacak birilerini beklerken tam tersi olur.İlhan ve Mehmet Ali’nin teslim olmak gibi bir niyetleri yoktur;yığınak artırılır ve çatışma başlar;gece yarısına doğru ilhan barikatı yarmaya çalışırken katledilir.Mehmet Ali artık yalnızdır; bu arada Düztepe halkı iki yiğit devrimcinin bu şekilde katledilmek istenilmesine büyük bir tepki duyar.Mustafa adında bir işçi polis jandarma barikatının önüne atılırken,vurulur.Yüzlerce polis ve asker ile bir türlü ele geçirilmeyen Mehmet Ali’yi yok etmek için ertesi gün en ağır silahlarla,kışladan getirdiği tank ile ev ateşlenir ve 1. Kat yerle bir edilir. Mehmet Ali’nin silahı artık susmuştur ama Mehmet Ali ve İlhan’ın yarattığı direniş ,Gaziantep’in emekçilerinin ve yoksullarının yüreğine kazınmıştı .

Faşist MC iktidarının ağır bir iktisadi ve siyasi kriz içerisinde bulunan çürümüş düzeni yaşatmak ve emekçi halkın insanca yaşama; gençliğin demokrasi ve bağımsızlık mücadelesini kanla boğmak için saldırılarını artırdığı bir dönemdir. Hergün mücadele eden kitleler üzerine kurşun yağdırılan, devrimcilerin, yurtseverlerin meydanlarda, okullarda, fabrikalarda, tarlalarda kurşun yağmuruna tutulduğu; kürt milleti üzerinde zulmün yoğunlaşarak sürdürüldüğü ve giderek yoğunlaşarak ivmesinin arttığı bir dönemdir. Demirellerin,Türkeşlerin ,Erbakanların Milliyetçi Cephe Hükümeti ile faşist çetelerin ve kontrgerilanın halka saldırılarının tırmandırıldığı bir sürece girilmiştir. Faşist dikdatörlüğün has adamlarıyla da saldırılar sınırlı olmamış; dönemin muhalefet lideri Ecevit; ‘’yasal olmayan sola karşıyız’’ diyerek faşist teröre ve devlet terörüne yeşil ışık yakmıştır. Tip,TSİP gibi dönemin sözde sol partileri anarşizme ve goşizme karşı olduklarını açıklayarak olayı benimsemediklerini ve bu nedenle saldırıların kendilerine yöneltilmemesi gerektiğini işbirlikçi burjuvaziye salık vererek görevlerini yerine getirirler.

Bu süreçte CHP Gençlik Kollarının Raporu, Almanya İçişleri Bakanlığının gizli raporu, DGM Savcısının beyanatı,Tercüman gazetesinin yayınları ve TRT’nin naklen yayını Ecevit’in, TİP,TSİP’in demeçleri … faşistdikdatörlüğün birleşik orkestrası düzenli bir şekilde çalışır.…

Bu süreçte tüm Gaziantepte fiili bir sıkıyönetim sürdürülerek, dikdatörlük ‘‘savaşa’’ devam etti. Yüzlerce ev basıldı ve arandı. Yüzlerce devrimci, demokrat gözaltına alındı. Baskı, zulüm, işkence ve örgütlü bir devlet terörü uygulandı.

8,9 haziran 1976’da İlhan ve Mehmet Ali’nin devrime ve örgütüne adanmış yaşamları yine devrimi ve örgütü savunarak son buldu. Antep direnişi olarak adlandırılan bu tutum,’71’in devrimci mirasının devrimci hareket saflarındaki en güzel örneğiydi; ve Antep direnişi faşizme karşı bu baş eğmez geleneğin,devrime sosyalizme,örgüte güven ve sahiplenmenin simgesi olarak tarihe geçti.

‘71’in devrimci ruhunun,’76’da Antep’deki şahlanışı,daha sonraki dönemlerde yeni yetişen ve mücadeleye atılan gençlik üzerinde toprağa atılan filiz gibi boy vermiş; fabrikalarda, işletmelerde, tarlalarda, okullarda, yurtlarda yaşamın olduğu her yerde her saldırıda kendidini yeniden üretmiştir. Bu direnme ruhu her geçen gün kendisini yenileyerek 1980’de işçi sınıfını partisinin kuruluşunda kendisini göstermiştir. Binlerce devrimci bu kararlılığı 12 Eylül askeri faşist Cuntasının işkence tezgahlarında, cezaevlerinde, mahkeme salonlarında göstermiştir. Kararlılık ve azim Erdal’ın idam sehpasında; İmran Aydın’ın işkencede; Kenan Bilgin’in faşist katillere karşı kararlı ve ölümüne direnişinde kendini yeniden üretmiştir. Antep’in iki yiğit şahinin; diktatörlüğün en ağır silahlarla saldırısına karşı kararlılığı geleceğe faşizme ve sermayeye karşı direnmenin yolunu açmıştır. . Dost-düşman biliyor ki; bu gelenek ülkenin dört bir yanına kitlelere bilinç taşıyan ve bu uğurda gecesini gündüzüne katan her devrimcinin sürdürmesi gereken zafere kadar direnişin yoludur.

Uğruna ölünesi sınıfa karşı sınıf kavgası , sosyalizm kavgası, sürüyor sürecek…

Mehmet Ali ve İlhan kısa ama örnek bir hayat yaşadılar ve yaşamı örnek bir sonla noktaladılar, Onlar hiçbir belgeyi ve sırrı teslim etmeyerek ölümlerin en güzelini seçtiler…

Halkının kurtuluşu için faşizmi ve emperyalizmi yenmek için bütün yaşamlarını adayan, halkı için yaşayan, halkı için savaşan ve halkı için ölen Mehmet Ali ve İlhan Emre’nin anısı mücadele tarihinde bir anıt gibi yükseliyor.

Onları saygıyla anıyoruz.