Yaşam savunucuları, ekolojik yıkıma ve talana karşı dayanışma, direnme ve mücadeleye çağırıyor..

Dünya Çevre Günü için bir araya gelen yaşam savunucuları  çevre sorunlarının; sağlıklı yaşam, hak, adalet, demokrasi ve sermayeye karşı emeğin mücadelesi olduğunu  vurgulayarak ekolojik yıkıma karşı direnme ve mücadele çağrısında bulundu.

Yaşam savunucuları  Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Konak Kent Konseyi, Karşıyaka kent Konseyi, Ege Kent Konseyleri Birliği, İzmir Kent Konseyleri Birliği,  EGEÇEP, İZÇEP ve İzmir Yaşam Alanları, Halkevleri , İmece Dostluk, Çevreci Eczacılar Kooperatifi, HDK Ekoloji Komisyonu, Polen Ekoloji, Doğanın Çocukları’nın katılımıyla gerçekleşen açıklamada ” Kentte Ekolojik yıkıma ve talana karşı dayanışma var direniş var” pankartı açıldı.

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Helin  İnay  Kınay, İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, Gıda Mühendisleri Odası Başkanı  İbrahim Uğur Toprak söz alarak  yaşam mücadelesinin önemine  ve  sağlıklı yaşam hakkını, havayı,  suyu, toprağı ve doğayı korumak için mücadelenin önemini vurguladılar ve doğadan , yaşamdan yana mücadeleyi desteklediklerini belirtiler.

Kurumlar adına Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu tarafından yapılan açıklama  sırasında sık sık “AKP elini doğamızdan çek”, “Cengiz defol bu memleket bizim”, “Hayvana, doğaya, yeryüzüne özgürlük” sloganları atıldı.  Açıklamadan sonra  Gündoğdu Meydanına  yürümek isteyen yaşam savunucularını  polis çember içerisine alarak,  yürütmedi..

Açıklama şöyle;

“Dünyanın doğal dengesinin korunması için insan ve doğal varlıklara öncelik veren bir anlayışın
egemenliğinde tanımlanmış “Dünya Çevre Günü” tüketim kültürünün bir parçası olarak tek güne
indirgenerek “kutlanıyor”. Oysa kutlayabileceğimiz sevineceğimiz, mutlu olabileceğimiz bir durum
yok. Biz 5 Haziran Dünya Çevre Gününü kutlamıyoruz. Kentlerimizde, yaşam alanlarımızda çevre
sorunlarına, ekolojik yıkıma dikkat çekiyor, mücadele çağrısı yapıyor, “Ekolojik Yıkıma” karşı
direniyoruz.

Sanayileşme, kentleşme ve nüfus artışı ile birlikte çevre sorunları da geçmişten günümüze artarak
devam ederken, kapitalist düzenin kar hırsına dayanan ve tüketimi sürekli destekleyen ve yönlendiren
yönetim anlayışı, doğanın yaşamsal varlıklarını giderek artan bir hızla ortadan kaldırıyor.
İnsan eli ile yürütülen tüm faaliyetler, küresel ölçekte felaketler yaratmaya devam ederken ekolojik
yıkımı yaşadığımız süreç, geri dönüşü olmayan yaşamsal bir sorun olarak büyüyerek devam ediyor.

Çevre Gününde mesajlar, yok ettiğimiz Ekosistemi iyileştirebilmek, geri döndürebilmek için veriliyor.
Geçtiğimiz yıllarda, çevre sorunlarının çeşitli yönlerine dikkat çekmek amacıyla “Çölleşme, Yeşil
Kentler, Dünyaya Bir Şans Ver, Birçok Tür Tek Gezegen Tek Gelecek ve Küresel Isınma, Yeşil Ekonomi,
Doğa ile Temasta Ol” gibi farklı temaların işlendiği Dünya Çevre Gününün 49.Yılında, ekolojik yıkım
kabul edilmiş ve bu yılın Teması “Ekosistem Restorasyonu” olarak belirlenmiştir.

Bugün yüzeysel ve yeraltı su varlıklarımız, toprağımız, havamız kirlenmiş durumda. Kentlerimizde
hava kirliliğinin boyutları giderek artıyor. Yeşil alanlarımız yok denecek kadar azaldı. Var olanlar da
çarpık kentleşmenin ve sermayenin saldırısı altında. Tarım alanlarımız, meralarımız yapılaşma, sanayi,
enerji gibi yatırımlarla amaç dışı kullanılıyor.

Ormanlar, tarım alanları, meralar, doğal karakteri korunması gereken alanlar; mevzuatlar eli ile
maden, sanayi, enerji turizm, konut gibi faaliyetlere açılarak kaybediliyor. Özellikle son yıllarda; çılgın
projeler, faaliyetler, izinler ile ülkemizin hemen her yerinde doğamız ve yaşamımız talan ediliyor.
Bütün bunlara ek olarak, Çernobil ve Fukuşima felaketlerini görmezden gelerek Nükleer Santral
Macerasına sürükleniyoruz.

Kaz Dağları, Salda, Akkuyu, Sinop, İğneada, Kuzey ormanları, Aliağa, Bergama, Trakya, Alakır Vadisi,
Alpu Ovası, Gediz Ovası, Gördes, Menderes, Murat Dağı, Munzur Dağı, Çataltepe, Karadeniz, Aydın,
Karaburun, Yarımada, Ovacık, Soma, Yatağan, Kazdağları, Kanal İstanbul, Çeşme, İkizdere ve adını
buraya sığdıramadığımız daha pek çok yerde yürütülen ekolojik yıkım projeleri, artarak devam
ediyor…

Ekolojik Yıkıma Karşı Direniş ve Dayanışma kentimizde devam ediyor;
 Aliağa’da yaşadığımız kirliliğe karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Bergama’da, Efemçukuru’nda, Turgutlu ÇalDağ’da, Gördes’te Madencilik Projelerinin yarattığı
çevresel yıkıma karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor
 Kültürpark’ta parka zarar verecek, gereksiz inşaat planlarına ve amaç dışı kullanıma karşı
Direniş ve Dayanışma 6 yıldır devam ediyor.
 Gaziemir’de çözüm bulunmayan radyoaktif ve tehlikeli atıklara karşı Direniş ve Dayanışma 14
yıldır devam ediyor.2
 Gemi Söküm Tesislerinde söküm için gelen asbest ve tehlikeli atık yüklü gemilere karşı Direniş
ve Dayanışma devam ediyor.
 İnciraltı’nı ranta ve talana açacak “Kalkınma Projesine” karşı Direniş ve Dayanışma devam
ediyor.
 Yarımadayı, Çeşme’yi “Turizm Projesi” ile parselleyenlere karşı Direniş ve Dayanışma devam
ediyor.
 Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes’te suyumuzu, yaşamımızı kirletenlere, canlı yaşamını
hiçe sayanlara karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Başta Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes deltaları olmak üzere, kıyı ve sulak
alanlarımızın ranta peşkeş çekilmesine karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Büyük Menderes ve Gediz havzalarında, vahşi bir şekilde işletilen ve bu havzaları kirlettiği
bilirkişi raporlarıyla kesinleşen jeotermal sondaj ve santrallere karşı Direniş ve Dayanışma
devam ediyor.
 Planlanamayan, betonlaşan, sağlıksız kentleşmeye karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Depremi, yağmuru afete dönüştüren canımızı, yaşamımızı ranta feda eden anlayışa karşı
Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Doğal Sit Alanlarımızı, Ormanlarımızı, tarım alanlarımızı, meralarımızı yağmalayan politikalara
karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Kültürel varlıklarımızın talana açılmasına karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.
 Geleceğimizi tehdit eden nükleer santral macerasına karşı Direniş ve Dayanışma devam ediyor.

Bizler çevre sorunlarının yaşamdan, toplumsal sorunlardan ayrılamayacağını biliyoruz. Çevre
mücadelesinin aynı zamanda bir yaşam mücadelesi, hak mücadelesi, emek mücadelesi, adalet
mücadelesi, demokrasi mücadelesi olduğunu biliyoruz. Bu mücadele içerisinde bilim, mühendislik ve
planlama ışığında kamu ve halkın yararına, kentimizde, ülkemizin her köşesinde varız, var olacağız.

İzmir halkı Anayasal hakkını; sağlıklı yaşam hakkını, yaşam alanlarını, havasını, suyunu, toprağını
korumak için mücadele ediyor. Doğadan ve yaşamdan yana bu mücadeleyi destekliyor,
Bu Kentte Ekolojik Yıkıma Karşı Dayanışma Var diyoruz.

İZMİR BAROSU ** İZMİR TABİP ODASI
TMMOB İZMİR İL KORDİNASYON KURULU
KONAK KENT KONSEYİ ** EGE KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ**
İZMİR KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ
EGEÇEP ** İZÇEP ** İZMİR YAŞAM ALANLAR”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.