İzmir Kampanya Grubu; İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, 81 maddesi ile fiili olarak uygulanıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bunun için nöbetteyiz. Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz.

İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz, İzmir Kampanya Grubu Konak Vapur İskelesi önünde   açıklama yaptı ve  açıklama sonrası  oturarak sembolik olarak nöbet eylemi  gerçekleştirdi.

Açıklama şöyle;

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ kadın mücadelesinin hak edilmiş kazanımı ve tarihi bir metindir. 1 Ağustos 2014 yılında TBMM tarafından oylanarak yürürlüğe giren sözleşmenin amacı, şiddete yol açan eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, kadına, çocuğa, LGBTİ+ lara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti engellemek, şiddete uğrayanı korumak ve güçlendirmektir. Devletin varlık nedeni olan, her vatandaşını koruma, kollama ve güvenliğini sağlama görevini, anayasa birçok maddesiyle teminat altına almıştır.

İstanbul Sözleşmesi ırk, renk, dil, din, statü, cinsel yönelim, medeni hal, göçmen, mülteci gibi hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın kadın, çocuk ve LGBTİ+ların anayasal haklarını, uğradıkları erkek şiddeti karşısında devletin koruma görevini pekiştirmektedir. Aslında iddia edildiği gibi, “eski köye, yeni adet getirmek” gibi bir muradı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası ve uluslararası birçok alanda imzaladığı başka sözleşmeler vasıtasıyla sağlanmış olan birey haklarının, fiili çerçevesini çizmektedir.

12. Cumhurbaşkanının “kağıt üzerinde değil, vicdanlarda” bir adaletten bahsederek, sözleşmeden çekilmeyi savunmasını sağlayan gücün kaynağı, tek adam iktidarının meşru olmayan “kağıtlara yazdığı” gece yarısı kararnameleridir. Oysa İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, milyonlarca kadının ve LGBTİ+ların yüzlerce yıldır verdiği büyük mücadelenin ürünüdür ve yaşama hakkından aldığı kuvvetle meşrudur.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, onlarca başvuru, koruma kararına rağmen engellenmemiş erkek şiddeti sonucu annesini kaybeden, kendisi de defalarca ağır şiddete maruz kalan ama asla mücadeleden vazgeçmeyen NAHİDE OPUZ’un öyküsüne de selam gönderir. Bu selam, bugün mücadeleye devam eden bizlere ilham verir. İçerdiği 81 madde, tek tek yaşanmış bir öyküyle temellendirilebilir. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, ataerkil sistemin aracı olan erkek şiddetine karşı kalkanımızdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, erkek lehine kurduğu tüm yapılara itiraz metnidir. Bugün kağıtlara yazdığımız 81 maddenin her biri hayatlarımızla bedellenmiştir ve kimsenin vicdanına bırakabileceğimiz konular değildir. Hayatlarımızı ve haklarımızı, bize bağışlanmış armağanlar olarak görmenize izin vermeyeceğiz. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR.

AKP iktidarının, toplumu temelden sarsan her sorunu, fırsata çevirme politikası, dünyayı yerinden oynatan salgın koşullarında bile işlemeye devam etmiştir. Salgınla mücadele yöntemi olarak, eve kapanmayı öneren iktidar, kadın, çocuk ve LGBTİ+ların uğradığı şiddeti katbekat artıran bu uygulamanın zararlarını engelleyecek İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’nden çekildiğini söyleyerek, bizden vazgeçtiğini ilan etmekten çekinmemiştir. Salgın bahanesiyle eve kapatıldığı için okula gönderilmemesi fiili meşruiyet kazanmış kız ve erkek çocuklarının yaşadığı istismarı gizlemek bir diğer hedefidir. Salgın koşullarında giderek artan yoksulluğun neden olacağı öfkenin önüne kadınları ve LGBTİ+ları atarak, kendisine yönelecek toplumsal itirazın önünü kesmeyi planlamakta, bize “kum torbası” muamelesini fıtrat olarak dayatmaktadır.  Ev içi şiddetin nedeni olarak, cinsiyet eşitsizliğini değil de alkol kullanımını bahane eden “Aile” bakanı vasıtasıyla hedef şaşırtıp, hem toplumsal gerçekliği yanlış algılatmak hem de özgürlükleri kısıtlamak istemektedir. Hiçbir hukuk devletinde, “istediğimizi yaparız” gibi bir cümlenin kurulamayacağını bilmelerine rağmen, sözleşmenin ne uluslararası hukuk prosedürüne ne de iç hukuk kurallarına uygun olmayan feshini aklamaya çalışmaktadır. Şiddete ve ayrımcılığa maruz kaldığımızda yanımızda durmayan kolluk kuvvetlerinin, anayasal hakkımıza uygun eylemlerimize uyguladığı orantısız şiddetin de kaynağı olan baskı siyasetini normalleştirmek istemektedirler. AKP iktidarının, her konuda yöntem olarak benimsediği gibi, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ için de yalanlarla örülmüş safsataları ana akım medya ve diğer araçları kullanarak ortalığa saçmak gündelik siyasetinin bir parçası olmuştur. Bayi toplantısı gibi üç-beş erkeğin, tükürükler saçarak hönkürdüğü konuların hepsi ya sözleşme içeriğinde asla yer almamaktadır ya da, bağlamından kopuk anlatılmaktadır.

Ne yaparsanız yapın! Bizi, yani kadim bir mücadele tarihinin özneleri olan kadınları korkutamayacak, sindiremeyecek ve kandıramayacaksınız. Sizi görüyor, tanıyor ve biliyoruz. Kadına şiddetin katlanarak arttığını, çocuk istismarının gizleyemediğiniz yükselişini ve LGBTİ+lara uygulanan ağır baskının sıradanlaştırılmasına izin vermeyeceğiz. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ eylemlerine destek verdikleri bahanesiyle sınırdışı etmek için uğraştığınız 4 İranlı kadının da hakkını koruyan sözleşme bizimdir, VAZGEÇMEYECEĞİZ. Erkek egemen düzenin, dezavantajlı hale getirdiği hiçbir bireyin haklarını gasp etmenize izin vermeyeceğiz.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’nin mağduru koruyan içeriğinin “Toplum düzenini bozduğunu” söyleyerek, toplumu zorba olmakla suçlamış olacağınızı ilan ediyoruz. Sözleşmeyi “geleneklerimize saldırı” olarak itham ederek, şiddeti geleneğimizmiş gibi sunduğunuzu ifşaa ediyoruz. LGBTİ+ların görünür olmalarının ve haklarının korunmasının, toplumu eşcinsel olmaya özendirdiğini iddia ederek, yalan söylüyorsunuz.

12.Cumhurbaşkanını ve AKP iktidarının sözleşmeyi fesheden kararnameyi tanımıyoruz ve İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’ni uygulamaya çağırıyoruz. Kadın, çocuk ve LGBTİ+ların hayatları ve hakları sizin gerici siyasetinizin oyuncağı değildir. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, 81 maddesi ile fiili olarak uygulanıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bunun için nöbetteyiz. Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz.”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.