Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor. İzmir-Karşıyaka’da kadınlar sokağa çıktı.Kadın ve yaşam mücadelesi yürüttüğü için baskı, zulüm gören hiçbir kız kardeşimiz yalnız değildir, direnişleri direnişimizdir. Kadın mücadelesi evrenseldir dili, inancı, rengi ne olursa olsun…

Kadınlar Birlikte Güçlü hareketi İzmir-Karşıyaka Çarşı girişinde eylem yaptı,  İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediklerini ve  Kadınların birlik dayanışma ve mücadele ile her türlü baskı, şiddet ve zulmü yeneceğini açıkladı.   Açıklama şöyle;

“Kadın mücadelesinin en önemli kazanımı olan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) imzaya açıldığı 2011 yılı, son 10 yılın en az şiddet ve katliamların yaşandığı yıl olarak tarihe geçti. Şiddet ve katliam elbette durmadı ve 121 kadın yaşamını yitirdi ancak sonraki yıllara oranla yarı yarıya bir düşüş söz konusu idi. Bunda ise cinsiyetçi politikalar yerine kadından yana bir tutum izlenmesi, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı yasa için yapılan hazırlıklar ve konunun sık sık kamuoyunda gündeme gelmesi etkili oldu.

AKP/MHP’nin kullandığı cinsiyetçi dil keskinleştikçe kadın kazanımlarına saldırılar sertleşti, erkek şiddeti arttıkça yaşamını yitiren kadın sayısı katlandı, katlanıyor.

En son 20 Mart gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği duyuruldu. Bu haberin ertesi günü 6 kız  kardeşimiz sırtını iktidarın cezasızlık politikalarına yaslayan erkekler tarafından katledildi. İnfial yaratan karar, kadınlar cephesinden hiçbir şekilde tanınmadı. Saldırılara karşı sokakları terk etmeyen kadınlar, bir kez daha direnişi kuşandı ve alanlarda hem haklarına hem de hayatlarına sahip çıkıyor. Sözleşmenin geri çekilmesi hukuksuzdur, bunu isteyen zihniyeti tanıyoruz. Hiç bir saldırı kadınların bir araya gelmesini ve mücadele etmesini engelleyememiştir, engelleyemeyecek de.

Kadınların örgütlülüğünden, birlikteliğinden korkan AKP-MHP ittifakı bu gücü nasıl bölerim kaygısıyla kendi milli feminizmini ilan etmeye kadar gidebildi. Kadın mücadelesi olacaksa da erkek egemen zihniyetin güdümünde olmalıydı.

Bu da yetmedi 10 Nisan’da ‘İstanbul Sözleşmesi Bizimdir’ demek için kadınlara sokağa çıkma çağrısı yapan Rosa Kadın Derneği’ne 5 Nisan günü sabaha karşı  kapısı kırılarak baskın yapıldı. Tüm evrak ve dökümanlarına  el konuldu. Oysa ki yakın zamanda dernek zaten rutin denetimden geçecekti. Amaç neydi peki?  Derneği ve faaliyetlerini terörize  etmek, eylem ve etkinliklerini engellemek tabi ki. Bir yandan da eşzamanlı ev baskınları yaparak 22  kız kardeşimizi  gözaltına aldı ve dosyaya gizlilik kararı koydu. Çünkü açıklayacağı gerekçeler suç  kapsamına girmiyordu. Kadın katilleri elini kolunu sallayarak sokakta cinayet işlemeye devam ederken yaşatmayı esas alan faaliyetleri suç saymak  kamuoyu nezdinde biraz zorlayıcı olabilirdi.

Gözaltına alınan arkadaşlarımızın da yaptığı  tıpkı bizler gibi daha fazla kadın ölmesin ,şiddet, kadın cinayeti taciz, tecavüz, istismarın önüne geçilsin diye mücadele etmek…Ama erkek egemen iktidar toplumda ırkçılık politikalarıyla yol alacaklarına güvendiği için saldırıya her zaman  Kürtler tarafından başlamanın işe yarayacağını düşündü. Bu yüzden  ilk hedef yine kürt kadınları oldu.

Yine Denizli’de “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz!” eylemine katıldıkları gerekçesiyle le  dört  İranlı mülteci arkadaşımız “Kamu düzenini bozmak” gerekçesiyle gözaltına alındı. Mülteciler hakkında sınır dışı kararı verildi. İktidarın rkçı, ayrımcı ve kadın düşmanı yaklaşımı burda bir kez daha karşımıza çıkıyor. Kadın mücadelesi, yaşam mücadelesi yürüttüğü için baskı, zulüm gören hiçbir kız kardeşimiz yalnız değildir, direnişleri direnişimizdir. Kadın mücadelesi evrenseldir dili, inancı, rengi ne olursa olsun…

Şunu iyi bilin ki, bunlar son çırpınışlarınız. Artık ayrıştırıcı politikalarınız biz kadınlar üzerinde işe yaramıyor. Bizler yaşamak için kendimize ve birbirimize güvenmeyi, dayanışmanın önemini bizzat deneyimleyerek öğrendik. Birbirimizin acılarını, sevinçlerini yüreğimizin en derinliklerinde hissedebiliyoruz. Sözde değil özde bir kadın yoldaşlığı, duygudaşlık bizimkisi. Bunu anlamaya ne aklınız ne de yüreğiniz yetebilir! Bu birlikteliği, bırakın son zamanlarını yaşayan bir iktidarı, hiçbir erkek egemen ittifak bozamaz. Tüm kararlılığımızla, inancımızla, birlikteliğimizle şiddetsiz, özgür, eşit ve demokratik bir yaşamı inşa edinceye kadar,   bir kişi daha eksilmeyene kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Haklarımıza,  hayatlarımıza, kazanımlarımıza ve birbirimize sahip çıkıyoruz.

Bir kez daha tekrar edelim:

Gücümüzü birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan alıyoruz, birlikte güçlüyüz!

Yaşasın kadın dayanışması!

KADINLAR BİRLİKTE GÜÇLÜ İZMİR”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.