İzmir Büyükşehir Belediyesinden İzmir Valiliği’nin tavsiyesi ile işten atılan ve Konak Belediye binası önündeki direnişe başlayan işçileri ‘İmece Dostluk’ ziyaret etti..

Güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek Kod-29’dan 16 işçi İzmir Valiliği’nin tavsiyesi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kararı ile işten atıldı ve Konak Belediyesi eski ilk belediye binası önünde direnişe başlayan işçileri yönetim kurulumuz ziyaret etti. Haksız ve hukuksuz biçimde işten çıkarılan işçiler DİSK Genel-İş 2 ve 3 No’lu şube üyesidir.

Dayanışma ziyaretimizde yönetim kurulu adına konuşan Günseli Kaya, pandemi sürecinde işsizliğin arttığını, hem kamu sektöründe hem de özel sektörde salgının işten çıkarmalar için fırsat yarattığını belirtti. İmece Dostluk Dayanışma Derneği’nin bileşeni olduğu Emek ve demokrasi güçleriyle birlikte, işten çıkarılmaları iş kaza ve cinayetlerini, üretim ve hizmet alanlarındaki işçilerin ekonomik, sosyal haklarına, örgütlenme haklarına dönük ihlalleri izlediğini belirtti. İhlallere, işten çıkarmalara karşı mücadelede her zaman dayanışma içerisinde olacaklarını; mücadelenin hukuksal alanda olduğu kadar kamusal duyarlılık oluşturmaya dönük olarak ta sürdürülmesi gerektiğini, emekçi sınıfların ve demokrasi güçlerinin ortak çaba ve dayanışmasıyla bu haksızlığın giderileceğini umduklarını söyledi. Yönetim Kurulumuz işçi dostlarımıza mücadelelerinde başarılar dileyerek ilk dayanışma ziyaretini sonlandırdı.

İşten çıkarılmalarına karşı çalışma haklarının iadesini ve işe geri dönmeyi talep eden direnişteki işçilerin konuyla ilgili bilgilendirme metni aşağıdadır:

“Bizler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzenerji ve İzelman Şirketlerinde çalışırken 20 Ekim 2020 tarihinde Valilik tarafından yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek çalıştığımız işlerimizden haksız ve hukuksuz bir şekilde çıkarılan 16 işçiyiz. Yaşamış olduğumuz bu hukuksuz uygulamaya ve mağduriyetimize dair sizleri bilgilendirmek isteriz.

İşten çıkarılmamız, 657 sayılı devlet memurları kanununa atıfla çıkarılan 375 sayılı KHK’nin geçici 35. Maddesi ve 2018/11608 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarında belirtilen belediye şirketlerinde işe başlayacak olanlarda “arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmış olmak” kriterine dayanak alınarak gerekçelendirilmiştir. Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması kamuoyunda gayet haklı biçimde “fişleme” olarak değerlendirilmiş ve iktidarın “beğenmediği” veya “makbul” görmediği hemen hemen herkes için çalışma hakkı, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi gibi en temel haklara müdahale niteliğinde bir uygulama olmuştur. “Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması” gerekçe gösterilerek bizlere yaşatılan bu sürecin hukuki hiçbir alt yapısının bulunmadığı ile ilgili emsal mahkeme kararları ve mevzuat değişikliklerine ilişkin belgeler, ayrıca CHP Genel Merkezinin güvenlik soruşturmaları ile ilgili yayınlamış olduğu genelge de yaptığımız görüşmelerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e ulaştırılmıştır.

Mevcut durumda bahse konu olan “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması” uygulamalarının hukuki alt yapısının tamamen ortadan kalkmış olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararına ve yine işçi lehine sonuçlanmış yargı kararlarına örnek vermek gerekirse;

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

117 CHP Milletvekili 2018 yılında 657 sayılı devlet memurları kanununa eklenen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartı arayan maddeyi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştır. Anayasa Mahkemesi 2018/73E, 2019/65 Karar sayılı 24.07.2019 tarihli kararı ile ilgili yasanın “arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmış olmak” bölümünü anayasaya aykırı bulmuş ve iptal etmiştir. Bu haliyle işten çıkarılmaya gerekçe yapılan yasa maddesi iptal edilmiştir ve hali hazırda devlet memurları için uygulanmamaktadır.

DANIŞTAY KARARI

375 sayılı KHK’nın Geçici 24 ve 25. Maddelerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 32. Maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan “ilgili mercilerden intikal eden arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi tespit komisyonunca yapılır” hükmü hakkında Danıştay 12. Dairesinin 2019/2739 Esas sayılı dosyasında yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Bu haliyle de arşiv araştırmalarının Valiliklerce kurulan tespit komisyonunca değerlendirilmesi yasadışı hale gelmiştir.

YAYINLANAN CHP GENELGESİ

Tüm bu kararlarla birlikte 696 sayılı KHK sonrası bu nedenle işten çıkarmaların veya taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçişlerde işe almama durumunun yoğun yaşandığı dönemde CHP genel merkezi tarafından 2018/403 sayılı genelge ile arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının “belediye şirketlerinde istihdamının önünde engel oluşturmadığı” belirtilmiş ve bu hukuksuz uygulamalara karşı durulması konusunda ilke karar alınarak CHP’li belediyelere iletilmiştir.

Görüldüğü üzere yürürlüğe girdiği andan itibaren hukukun en temel normlarına (masumiyet karinesi, suçun şahsiliği, adil yargılanma hakkı, çalışma hakkı) aykırılıklar barındıran arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması uygulaması hakkında AYM’nin iptal kararı ve Danıştay tarafından dayanak tebliğ hakkında yürütmeyi durdurma kararları mevcut durumdadır.

KOD-29 ve BELEDİYENİN TUTUMU

Tüm bunların yanında hukuki olmayan bu işten çıkarılma sürecimiz ile ilgili olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bizlere bir hukuksuzluk silsilesi yaşatılmıştır. İşten çıkarılmamıza 4857 Sayılı İş Kanunu’nun işverene iş sözleşmesinin “haklı fesih” hakkı tanıyan ve “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” olarak anılan düzenlemeleri içeren 25/II maddesi (KOD-29) dayanak edilmiştir. Oysa ki, çalışmış olduğumuz süre zarfında işten çıkartılan 16 arkadaşımızın iş yerlerinde yaşamış olduğu hiçbir olumsuz durum söz konusu değildir. Haklarımızda tutulmuş tek bir tutanak dahi yoktur. Pandemi dönemi boyunca işverenlerin işçi çıkarmak için sığındıkları bu maddeye dayanak teşkil edecek hiçbir gerekçe olmadığı halde iş akitlerimizin bu madde ile fesih edilmesi yaşanan hukuksuzluğun boyutunu katmerlendirmiştir.

İktidarın bizi hukuksuz bir şekilde fişleyerek çalışma hakkımızı elimizden almak istemesi bir yana, belediyenin bu hukuksuzluğa teslim olması ve yaşadığımız mağduriyeti arttırması kabul edilemez bir durumdur. Üstelik Büyükşehir Belediyesi avukatları KOD-29 suçlamasını savunamadıkları için bizzat CHP Milletvekilleri tarafından müracaat edilerek elde edilen mahkeme kararlarına rağmen güvenlik soruşturmasının “hukukiliğini” savunmaya çalışmak gibi bir yanlışa da düşmüştür.

EMSAL TEŞKİL EDEN DURUMLAR

2018 Nisan ayından itibaren Belediyelerde taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçişlerin yaşandığı süreçte CHP’li Ataşehir ve Beşiktaş belediyelerinde benzer durumda olan işçiler direnişleri sonucunda Belediyeler tarafından işlerine iade edilmişlerdir. Yine CHP’li Kartal, Beylikdüzü ve Eskişehir/Odunpazarı Belediyelerinde aynı gerekçe ile işten çıkarılan işçiler yapılan görüşmeler neticesinde işlerine iade edilmiştir. Son olarak geçtiğimiz ay Aydın/Germencik Belediyesi’nde yine aynı gerekçe ile işten çıkarılan işçiler yapılan görüşmeler neticesinde belediye tarafından işlerine geri alınmışlardır.

TALEPLERİMİZ

Belediye şirketlerinde çalacak kişilerde aranacak olan şartlar yasalarla ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Her birimiz bu şartları taşıdığımız için, adli sicil kayıtlarımızı tebliğ ederek iş başı yapmış işçileriz. Hakkımızda tamamen sübjektif değerlendirmeler ve hiçbir somut delile dayanmayan gerekçelerle yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Ülkemizde muhalif olan herkesin iktidar tarafından hedef gösterildiği bugünlerde, Anayasaya aykırı bu fişleme hukuksuzluğuna boyun eğilmemelidir.

Gelinen aşamada hukuksuzluğa dayanak olan yasa ve yönetmeliğin hükümsüz kaldığı, birçok lehe yargı kararının bulunduğu bu durumda; bizlerin iş akitlerinin sonlandırılması hukuka aykırı olduğu gibi çok ciddi mağduriyetlere de sebep olmuştur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden beklentimiz bu hukuksuz dayatmaya direnmesiydi. Ancak gelinen aşamada talebimiz; bu yanlıştan dönülmesi, iktidarın hukuksuz dayatmalarına boyun eğilmemesi, yargı kararlarının belirleyici kabul edilmesi, işçilerine sahip çıkarak her birimizi işlerimize iade etmesidir.

Bizler; fişlenmeyi, çalışma hakkımızın gasp edilmesini ve bu hukuksuzluğu kabul etmediğimiz için “İŞİMİZE GERİ DÖNECEĞİZ” talepli direnişimizi başlattık. Sizleri de yaşadığımız bu haksız ve hukuksuz duruma karşı başlattığımız direnişimizde yanımızda olmaya davet ediyoruz.
20.10.2020 Tarihinde
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden
Atılan İşçiler”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.