103 KARANFİLİMİZE SÖZÜMÜZ VAR: EMEK BARIŞ ve DEMOKRASİ MÜCADELESİ KAZANACAK!

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5.yılında Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde anma düzenlendi. Açıklamaya Kesk Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan da katıldı.

İlk konuşmayı 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği İzmir Temsilcisi Mustafa Özdağ yaptı, konuşmasının başında yitirdiğimiz 103 canın isimlerini tek tek okudu. Katılımcılar her can için “yaşıyor” dedi.
Mustafa özdağ’ın yaptığı konuşma şöyle;

“Bundan Tam beş yıl önce 10 Ekim 2015 tarihinde KESK, DİSK, TMMOB, TTB tarafından düzenlenen ‘Emek, Demokrasi, Barış’ mitinginde, bu ülkenin dört bir yanından gelip bu ülkede askeri, polisi, sivil halkı ölmesin analarımızın “tabutlara değil evlatlarımıza sarılmak istiyoruz” taleplerini emekten, hukuktan, özgürlükten, barış ve kardeşlikten yana olan taleplerimizi haykırmak için ellerinde sadece pankartları ve dövizleri olan bizleri kalleşçe tetikçi taşeron Işidli katiller tarafından Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamıyla katlederek kandan kına yaktınız.
Bu ülkenin başkenti ve biz, unuttuk o günden beri ağız dolusu gülmeyi.

Ancak hiçbir zaman unutmadık, unutturmayacağız yitirdiğimiz canları ve kalleşçe katliamlarınızı!

Hep Onur’la ve gururla haykıracağız yitirdiğimiz her bir canımızın adını.

Yitirdiğimiz 103 can sayı değil, İnsan.

Tarifi mümkün olmayan acılarla yaşamaya çalışan bizlerin bir daha geri gelmeyecek hayatlarını çaldınız.

Bilir misiniz her yıl 10 Ekim geldiğinde burnunda kan, biber gazı kokusu hissederek yaşamayı.

Bilir misiniz böylesi vahşi bir katliamdan sonra yaralarımızı sarmaya çalışırken, yitirdiğimiz canlarımızın ardından “ben niye ölmedim” diyerek acı içerisinde suçlu gibi yaşamayı.

Hissedebilir misiniz cansız bedenlerimiz üzerinden geçen polis araçlarının canımızı ne kadar acıttığını ?

Bilir misiniz babasını, annesini soran her bir çocuğa gözlerini para ve kazanç hırsı bürümüş muktedirlerin kirli savaş ve katliamlarıyla bir daha geriye gelmeyeceklerini anlatmayı.

Anlatabilir miyiz çocuklarımıza sekiz yaşındaki ve Veysel’in babasıyla birlikte özgürlük ve barış taleplerini haykırırken haince katledilmesini.

Bilir misiniz tarifi mümkünsüz acılarla bu acılara alışamadan, katlanıp yaşamasını?

Bilirmisiniz çok şey anlatmak isteyip te boğazınızın düğümlenerek kelimelerin kifayetsiz kalmasını?

Bizler biliyoruz! Yaşadık, yaşıyoruz.

Onun için bu katliamın 5. Yılında ilk günkü gibi öfkeliyiz, yastayız, kararlıyız, korkmuyoruz, yılmadık ve vazgeçmeyeceğiz emek, demokrasi, özgürlük ve barışı avazımız çıktığı kadar haykırarak savunmaktan.

10 Ekim tarifi mümkün olmayan acılarımızın ve hiçbir zaman iyileşmeyecek yürek yaralarımızın adıdır.

10 Ekim, üzerinde barış yazan pankartlarımızın parçalanmış bedenlerimize sarılmasının adıdır.

10 Ekim emekten yana olmanın adıdır.

10 Ekim kadına ve çocuğa karşı istismar ve şiddete karşı olmanın adıdır

10 Ekim yaşam alanlarımızın savunulmasının adıdır.

10 Ekim baskı zor ve hukuksuzluğa karşı demokrasi ve özgürlüklerin savunulmasının adıdır.

10 Ekim savaşa karşı barışın ve kardeşliğin savunulmasının adıdır.

10 Ekim insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

Bizler katillerimizi tanıyoruz. Bizlerin katilleri bu ülkede Sabahattin Ali’den Uğur Mumcu’ya, Turan Dursun’dan Hrant Dink’e, 1977 1 Mayıs’ın dan 16 Mart Beyazıt Kampüsü katliamına, 8 Ekim Ankara Bahçelievler katliamından Çorum, Kahramanmaraş, Sivas, Diyarbakır, Suruç olmak üzere birçok katliamda; kandan ve yaratmaya çalıştıkları korku ikliminden beslenen emek ve barış düşmanlarıdır.

Bizler katillerimizi tanıyoruz. Bu katliamdan sonra kameralar karşısında sırıtarak poz verenler, bu katliamından sonra “oylarımız arttı” deyip, şimdiyse “o dönemi anlatırsam kimse insan içine çıkamaz” diyenler, bu katliamın kırmızı bültenle aranan bir numaralı sanığını Ankara’da ağırlayanlar, “verin 400 milletvekilini” bu iş bitsin diyenler.

Bu ülkede barış isteyen akademisyenlerin barış taleplerine bile tahammül edemeyerek, bu ülkenin yetişmiş en güzel değerlerini açlığa mahkum etmeye çalışanlar.

Ancak er yada geç hakikatler ortaya çıkar.

Bizler bir daha böylesi katliamlar yaşanmaması için, bu katliamla ilgili birkaç tetikçi değil bütün failler yargılanıncaya kadar, adalet arayışımızı sürdüreceğiz.

Ülkemizde yargı, hukuk ve adalet kavramları yerine talimatlarla yürüse bile, gerçekler ortaya çıkıp bütün failler yargılandığında yürek sızılarımız biraz olsun hafifleyecek ve bu ülkede barışı ve kardeşliği savunduğu için yaşamlarını feda edenler tarihte onurla, sizler ise katiller olarak yer alacaksınız.

Son söz olarak; haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlü ise çaresi yok dostlar biz kazanacağız, biz kazanacağız.

Emekten, demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan yana olanlar kazanacak.

Emek, demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesinde yitirdiğimiz bütün canlar yolumuza ışık olsun.”

Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını DİSK 3. Bölge Temsilcisi Memiş Sarı yaptı. Açıklama şöyle;

“10 Ekim katliamının üzerinden beş yıl geçti…
“Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi” diyenlere düşmanca saldırdılar. Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimize savaştan, gerilimden, kaostan, kutuplaşmadan beslenen karanlık odaklar katliamla cevap verdiler.

103 insanımızı yitirdiğimiz, yüzlerce insanımızın fiziksel, yüzbinlerce insanımızın ruhsal olarak yaralandığı 10 Ekim katliamı, emek, barış ve demokrasi uğruna ödenen ağır bedellerden sadece biridir.

10 Ekim katliamı, 6 Haziran Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamlarıyla başlayan ve ardı ardına gelen IŞİD saldırılarının bir parçasıdır. Başta 10 Ekim katliamı olmak üzere 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasında bunca katliamın neden yaşandığının cevabı verilmeden 10 Ekim katliamının arka planı aydınlatılamayacaktır.

Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranların, “Kokteyl örgüt” diyerek davayı sulandıranların, yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanların, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenlerin, patlamaların ardından birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan gaz sıkma emri verenlerin, ambulansların geç gelmesinin sorumlusu olanların, güvenlik tedbiri almayanların katliamdaki rolü ortaya çıkarılmadıkça, asıl failler yargılanmadıkça 10 Ekim dosyası kapanmayacaktır.

1 Mayıs katliamından Maraş katliamına, Bahçelievler katliamından Sivas katliamına, bu ülkenin katliamları ile hesaplaşmak için mücadele verenlerin karşısına çıkarılan duvarları ve engelleri biliyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, ne duvarlar örerlerse örsünler, o duvarı yıkacak tuğlaları çekip çıkaracağımızdan kimse kuşku duymamalıdır.

10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren ve emir veren tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacağız. Katliamın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Katledilen arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, 10 Ekim Ankara katliamının beşinci yıldönümünde sözümüzü bir kez daha yineliyoruz: Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkararak barış ve demokrasiyle taçlandıracak, emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, 103 karanfilimize armağan edeceğiz.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri”

İzmir Emek Demokrasi Güçleri açıklamadan sonra Gündoğdu Meydanı’na yürüdü ve Ankara Katliamında yitirdiğimiz 103 direnç çiçeği adına denize 103 karanfil bıraktı.

İzmir Emek Demokrasi Güçleri Gündoğdu Meydanından araçla Doğançay mezarlığına gitti. Direnç çiçeklerimizden Berna Koç ve Ayşe Kılıç’ı ziyaret etti.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.