İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Cezaevinde bulunan Grup Yorum üyelerinin ve ÇHD’li avukatların taleplerinin gerçekleşmesini ve çok geç olmadan açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına dair yetkilileri ve tüm kamuoyunu duyarlı olmaya davet etti.

Konserleri yasaklanan, sık sık gözaltına alınarak sanat üretimleri engellenen, kişilik hakları zarar gören ve 239 gündür açlık grevini sürdüren Grup Yorum üyelerine, tutsak olan avukatlara ve tüm mahpuslara eşit ve adil yargılanma, sağlık haklarına erişim ve insanca yaşam koşullarının sağlanması istendi. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde açıklama yaptı. Açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikası(KESK) sözcüsü Mustafa Güven okudu. HDP Milletvekili Muş Milletvekili Gülistan Koçyiğit de açıklamaya katıldı ve bir konuşma yaptı. Koçyiğit Grup Yorum üyelerine ve tüm tutsaklara adalet ve insanca yaşama koşullarının sağlanması ve özgürlük istedi. Açıklama şöyle;

” Açlık Grevleri ve ölüm oruçlarına sessiz kalmayalım
Bugün burada açlık grevini ölüm orucuna çevirmiş olan Grup Yorum üyelerinin, sadece bir itirafçı beyanıyla müebbet ağır hapse mahkûm edilmiş olan ve adalet talebiyle ölüm orucunda olan Mustafa Koçak’ın ve 3 Şubat 2020 günü açlık grevine başlamış olan ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD üyesi 8 avukatın yaşam haklarını savunmak ve taleplerine dikkat çekmek için toplandık.
Grup Yorum bize bu meydanlarda türkülerini söyleyebilmek için ölüm orucunda. 28 yaşındaki Mustafa Koçak, sadece adalet istediği için ölüm orucunda ve avukatlar, mücadele ettikleri kumpas davalarının bizzat mağduru oldukları için, yeniden adalet mücadelesi verebilmek, yeniden 10 Ekim Ankara Garı, Soma, Ermenek vb. katliamlarda kaybettiklerimizin sesi olabilmek, avukatlıklarını yapabilmek için açlık grevindeler.
240 gündür açlık grevinde, 40 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Köçek, 239 gündür açlık grevinde olan Helin Bölek, 225 gündür açlık grevinde olan Mustafa Koçak’ın sağlık durumları kritik aşamaya gelmiştir.
Grup Yorum’un davası, Türkiye hukuk tarihine yazılacak, dudak uçuklatan usulsüzlüklerle, ÇHD üyelerini 159 yıl hapis cezası ile cezalandıran, Barış Akademisyenlerine en fazla ceza veren, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yeniden yargılanma taleplerini reddeden İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülmektedir. Mahkemenin Başkanı ise, kamuoyu tarafından daha önce Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’e “acil” koduyla verdiği mahkûmiyet kararıyla tanınmıştır. ÇHD’li avukatlar da, hiçbir maddi delil olmadan, sadece itirafçı ve gizli tanık beyanlarıyla ağır cezalara mahkûm edilmişlerdir.
Bu koşullarda, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve 8 ÇHD üyesi avukat da, hem Grup Yorum’la dayanışmak hem de kendi yargılamalarındaki hukuksuzluklara dikkat çekmek ve bütün toplumu esir almış olan yargılama krizine kalkan olmak için açlık grevine başlamışlardır. Yargı, tamamıyla yürütmenin, muhalefet üzerindeki sopasına dönüşmüştür. Örnek olarak Gezi davası, Cumhuriyet Gazetesi davası, HDP’li seçilmişlerin davalarını anmamız yeterlidir.
Grup Yorum ve üretim alanları olan İdil Kültür Merkezi’nin çalışmaları, yıllardır polis baskısı ve yasaklarla engellenmektedir. Üyeleri sürekli gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır. Açlık grevinde olan Grup Yorum üyeleri bu baskı ve konser yasaklarının son bulmasını, arkadaşlarının isimlerinin ‘terör listelerinden’ çıkarılmasını ve serbest kalarak türküler söylemeye devam etmek istemektedirler.
Diğer yandan sadece bir itirafçı beyanına dayanarak müebbet hapse mahkûm edilen Mustafa Koçak, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yeniden görülmesini talep etmektedir.
Avukatlar, Grup Yorum ve Mustafa Koçak’ın taleplerinin kabul edilmesini ve yargının, muhalefeti sindirme aracı olarak kullanılmasına son verilmesini, bu bağlamda:
1. Tek başına gizli tanık ve türlü vaatlerle devşirilen itirafçı beyanlarına dayanarak hüküm kurulmasına son verilmesini, gizli tanıklık uygulamasının kaldırılmasını,
2. Bu tür sözde delillerle tutulan bütün siyasi mahpusların tahliyesini ve bu yargılamaların bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını,
3. Masumiyet karinesinin yok sayılması ve yargısız infazlara vize vermek anlamına gelen, İçişleri Bakanlığı’nın, ‘Terör Listeleri’ uygulamasına son verilmesini,
4. Ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimine ve ömür boyu hapis cezası uygulamasına son verilmesi, infaz rejiminde, uluslararası hukuka uygun yeni bir yasal düzenleme yapılmasını,
5. Bütün hasta ve yaşlı mahpusların derhal serbest bırakılmasını

talep etmektedirler. Sivas katliamı hükümlüsünü yaşlılık ve hastalık nedeniyle affedenler, içerideki binlerce hasta ve yaşlı mahpusu görmemektedir. Cezaevlerinden her gün cenazeler çıkmaktadır. 80-90 yaşında ya da ağır hasta mahpuslar ölümü beklemektedir.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bizler, bütün muhalefetin, emekçilerin, Kürt halkının üzerinde bir zulüm makinesine dönen ve bütün baskı politikalarına hukuk elbisesi giydirmenin aracı haline getirilmiş olan yargı mekanizmasına ve mevcut hapishane politikalarına dair bu haklı taleplerin yerine getirilmesini istiyoruz.
Açlık grevleri ve ölüm oruçları, ülkemiz tarihinde çok acı izler bırakmıştır. Bu acıların bir kez daha yaşanmasını istemiyoruz. Hiçbir şeyin yaşamdan daha kutsal olmadığını düşünen bizler, elimiz yüreğimizde, açlık grevleri ve ölüm oruçlarının, olası ölüm ve geri dönüşü olmayan sakatlıklar yaşanmadan bir an önce sona erdirilmesini diliyoruz.
Bu vesileyle Mustafa Koçak’ın sağlık durumuna özel olarak vurgu yapmak istiyoruz: Bir kişinin iyilik hali içinde olduğunu söyleyebilmek için genel olarak beden kitle endeksinin % 20’nin altına inmemesi beklenir. Oysa Mustafa Koçak’ın açlık grevi eylemini ölüm orucu dönüştürdüğü tarihte (30 Eylül 2019) yapılan ölçümlerde beden kitle endeksinin % 12,72 olduğu öğrenilmişti. Ancak o tarihten bu yana kilo kaybıyla ilgili herhangi bir sağlıklı bilgi alınamadığı için ve üzerinden geçen süre de göz önüne alındığında Mustafa Koçak’ın yaşam riskinin daha da arttığını söyleyebiliriz. Savcılıklara defaten yapılan başvurulara rağmen Mustafa Koçak’ın bağımsız hekimlerce izlenmesi talebi de kabul edilmemiştir. Sağlık Bakanlığını görevlendirdiği hekimlere ise olağanüstü güvenlik önlemleri altında, hasta hekim arasında olması gereken mahremiyete ve etik ilkelere uygun olmayan koşullarda izlem ve muayene dayatıldığı için Mustafa Koçak muayeneyi kabul etmemektedir.
Sonuç olarak AKP iktidarının, ülkemizi, sanatçılarımızı ve avukatlarımızı getirdiği yer burasıdır. Bu politika ve uygulamalara bir an önce dur denilmez ise daha vahim sonuçların yaşanması olasıdır. Bu nedenle Grup Yorum üyelerinin ve ÇHD’li avukatlarımızın taleplerinin hayat bulmasını istiyor, çok daha geç olmadan açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına dair yetkilileri ve tüm kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz.
Grup Yorum, yeniden halkın türkülerini söylesin,
Avukatlar, yeniden emekçilerin-ezilenlerin davalarına baksın diyoruz!
Grup Yorum’a Özgürlük!
Savunmaya Özgürlük!
Mustafa Koçak ve Tüm Siyasi Mahpuslara Adalet!”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.