Vazgeçmeyeceğiz Ahparing! Unutmayacağız affetmeyeceğiz, katiller halka hesap verecek!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 13. yılında İzmir’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde, vurulduğu saatte İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından anıldı. Anmaya katılan Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri Hrant için adalet istedi, “Unutmuyoruz affetmiyoruz, Katiller Halka Hesap Verecek” diye haykırdı. Basın açıklamasını Emek ve Demokrasi Güçleri adına Eğitimsen 1 Nolu şube Başkanı Necip Vardal Yaptı. Açıklama sırasında katılımcılar“Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Katiller halka hesap verecek”, “Hepimiz Hrantız hepimiz Ermeniyiz”, “Yaşasın halkların eşitliği”, ”Yaşasın halkların kardeşliği”, “Faşizme Karşı omuz omuza”sloganlarını attı.
Açıklama şöyle,

“HEPİNİZ ORADAYDINIZ, HEPİNİZ FAİLSİNİZ
Kendisini katıksız biçimde barışa adamış bir insan olan, sevgili dostumuz, kardeşimiz Hrant Dink’in, milliyetçilik hastalığına tutulmuş bir tetikçi tarafından vurularak katledilmesinin üzerinden tam 13 yıl geçti. Ve geçen uzun yıllar boyunca bizim adalet arayışımız sürerken, bu adalet arayışını sekteye uğratmayı amaçlayan yalanlar ve oyalamalar da devam etti.

Hepimiz biliyoruz; Cumhuriyet tarihi, faili meçhul siyasi cinayetlerle ve bu cinayetlerin bitmeyen davalarıyla doludur. Toplu bir cinayet olan Roboski katliamının akabinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hiçbir cinayet Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak” demişti. Ancak sonrasında bu katliam için kimsenin yargılanmadığına hep beraber şahit olduk. Hrant Dink cinayetinde de dahli veya kusuru olan bazı kamu görevlileri yargı önüne çıkarılmış olsalar da ‘vur emri’ni kimin verdiğini hâlâ bilmiyoruz. Bu nedenle davanın üstünü örten sis perdesi henüz kalkmış değil. Bugüne dek Hrant Dink cinayetinin sözü edilen o dehlizlerde kaybolmasına izin vermedik. Ancak bir bebekten katil yaratan zihniyetin o dehlizlerde üretildiğini çok iyi biliyoruz.

Dink cinayetinin ardından başlayan yargılama süreci, Türkiye’nin geçmişindeki diğer bütün siyasi cinayetlerin ardından başlayan yargılamalar gibi oldu. Geçtiğimiz Temmuz ayında cinayet sürecinin bilinen, göz önünde olan fail ve planlayıcıları Ogün Samat, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel ile birkaç isme daha cezalar verildi. Kasım ayında 100. kez duruşma gerçekleşti. Yargılamanın devam ettiği ilk beş yılda üç-beş tetikçinin ötesine geçilmedi, soruşturma genişletilmedi. “ÖLDÜR” diyenler ise halen yagılanmadı. Cinayette kamu görevlilerinin payını gösteren izlere rağmen, Jandarma, MİT ve Emniyet görevlileri, dava dosyasından uzak tutulmaya çalışıldı. Dink’i düşüncelerini ifade etmesinden dolayı makamlarına çağırarak adeta tehdit edenler, onu hedefe koyanlar korundu, kollandı. İlk günlerde fail olarak “derin devlet” ve “Ergenekon” gösterilirken, bugün organizasyonu yapanın ismi FETÖ’ye dönüştü. Gerçek sorumlular hiçbir şekilde yargılanmadı, onu hedef gösterenler, tehdit edenler cezasız kaldılar. Cinayete adı karışanlardan bazıları terfi ettirildi, ödüllendirildi. AKP iktidarı, o dönemde iktidarda olan sanki kendileri değilmiş ve cinayette hiçbir dahli yokmuş gibi şimdi tüm sorumluluğun Gülen cemaatinde olduğunu söylüyor. Cinayetin arkasındaki güçler açığa çıkarılmadığı gibi, her duruşmada tutuklu sanıkların bir kısmı tahliye ediliyor.

Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın ama bizi aptal yerine koymayın!
Buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz: Hepiniz oradaydınız, hepiniz failsiniz. Çok iyi biliyoruz ki hepiniz o gün cinayet mahallindeydiniz. Polisinizle, jandarma istihbaratçınızla, valinizle hepiniz oradaydınız. Başta MİT ve Genelkurmay olmak üzere, polis, asker, yargı, bürokrasi, dolayısıyla da tüm bu devlet kurumlarının bağlı olduğu siyasi iktidar, yani AKP iktidarı, Hrant’ın hedef haline getirilmesinde, öldürülmesinde, öldürüldükten sonra ise faillerin üzerinin örtülmesinde doğrudan sorumludur.

Bugün yaşadığımız ülke, her bakımından 13 yıl öncesinin çok gerisinde… Ama en kötüsü, kötülüğün sıradanlaşması sürecinin tamamlanmış olması… Öyle ki, artık adaletten, vicdandan, özgürlükten, barıştan söz etmek suç ve suçluyu övmekle eş anlamlı hale geldi. Faşizmin bin bir yüzünün cirit attığı; muhalif her sesin, cebirle, tehditle, kanun kılığına sokulmuş kararnameler ile susturulmaya çalışıldığı; nefreti ve ayrımcılığı temel alan yeni bir resmi tarihin yazılmaya çalışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu nedenle 13 yıl önce Hrant’ı katleden zihniyeti hayatın her alanında çok daha yaygın ve yoğun olarak görmeye devam ediyoruz.

Hrant Dink gittiğinden beri gökyüzüne uçan ve bir daha geri gelmeyen güvercinleri sayamaz olduk. Ne çoğu yaralandı kanadından kolundan. Barış olsun, hiçbir çocuk yetim kalmasın, öksüzlüğü bilmesin istiyorlardı onlar da. Ateş düşmesin hiçbir yüreğe diyorlardı. Biraz olsun araladığın kanlı kuyu ne çok can çekti içine. Hâlâ bu topraklarda farklı dillerden söylenen türkülerle, birlikte halaya durma umudumuzu yok etmek istiyorlar. İstiyorlar ki, her renk griye dönüşsün, herkes aynı şeyin doğru olduğunu düşünsün; sorgusuz sualsiz her şeye evet desin…

Yüreğinden dökülen barışın, hakikatin, cesaretin ve umudun sesinin ulaştığı herkes seni çok özlüyor sevgili Ahparig.

Ancak herkes çok iyi bilmeli ki, bize miras bıraktığın ve hafızamıza kayıtlanan umudu, hücrelerimizden çıkıp dünyaya açılma imkânını, barış içinde bir arada yaşama ihtimalini yok etmek artık hiçbir şekilde mümkün değil. Bu umut, bu imkân, bu ihtimal, bu bir aradalık aynı zamanda senin bize vasiyetin idi. Bu vasiyete inatla sahip çıkarak her ne pahasına olursa olsun barışın dilini inşa etmeyi sürdüreceğiz. Tıpkı senin gibi, derin bir dünya ve insan sevgisiyle, alçak gönüllülükle, insanın yapma ve yeniden yaratma kudretine inançla, umutla, vicdanla demlendirilmiş bir akılla, eleştirel ve eylemden kopmayan bir düşünme cesaretiyle ve bedel ödemeye hazır bir şekilde, mutlaka ama mutlaka direneceğiz.”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.