Barış istemek, bir kişinin düşünce açıklamasıdır ve kişilerin bu fikri dile getirebilme hakları, ne olursa olsun korunmalıdır.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin TSK ve birlikte hareket ettiği ÖSO güçlerinin Suriye’deki askeri operasyona ilişkin İzmir Barosu önünde basın açıklaması yapmasına Valilik izin vermedi.

İzmir Valiliği duyurusunda; “Barış Pınarı Harekâtına karşı, İçişleri Bakanlığının belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yerlerine kayyum atanması kararlarına karşı yapılabilecek; açık yer toplantısı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi, protesto, çadır kurma, stant açma, imza kampanyası, mezar başı anma, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri vb. türdeki tüm eylem ve etkinlikler ile el ilanı, broşür, afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve gereçlerin taşınması ve asılması gibi eylem ve etkinlikleri”
yasakladığı belirtildi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri İzmir Barosu toplantı salonunda basın açıklaması yaptı.Valiliğin yasaklamalarını protesto etti. Açıklamaya Emek ve Demokrasi Güçlerinin yanısıra HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de katıldı.

Kurumlar adına ortak basın açıklamasını TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Melih Yalçın yaptı.
Açıklama şöyle;

“Bugün durduğumuz yer, hukuki güvenliğin olduğu bir toplumda, barış içinde yaşamı savunanların ve bunu korkmadan ifade edenlerin yanıdır.

Türkiye son dönemde çok büyük bir ekonomik ve siyasi kriz yaşamaktadır. AKP iktidarı, toplumun içinde bulunduğu ekonomik krizin kendi iktidarına yönelik oluşturduğu tehdidi, ürettiği nefret dili ve ayrımcı söylemlerle, toplumu kutuplaştırarak ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İktidar, Suriye’de gerçekleştirdiği askeri operasyonla, ülkenin içinde bulunduğu karanlığın tartışılmasını engellemektedir.

Devlet çizdiği sınırların dışına çıkan eleştirilere tahammül edememektedir. Hiçbir zaman icraatlarına yönelik eylemlere karşı bir muhalefetin varlığından hazzetmeyen AKP, bugün ülkemize bir yıkım ve acıya sürüklerken de, demokrat ve ilericileri hukuk sopasıyla tehdit etmektedir.

Sosyal Medyada, sokakta afiş dağıtarak, basın açıklamalarıyla insanların bir arada barış içinde yaşama özlemlerini dile getirenler, gözaltına alınarak sindirilmeye çalışılmaktadır. İzmir’de geçen hafta barış istediği için onlarca kişi gözaltına alınmıştır. Hiç kimse iktidarla aynı görüşte olmak zorunda bırakılamaz. Devlet, her attığı adım, her yaptığı işle ilgili olarak, vatandaşlarına hesap vermek durumundadır. Bu hesabın sorulmasının araçlarından biri de, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile, bu hakla doğrudan bağlantılı olan, ifade özgürlüğüdür. Bu anlamda, barış istemek, bir kişinin düşünce açıklamasıdır ve kişilerin bu fikri dile getirebilme hakları, ne olursa olsun korunmalıdır.

Türkiye’nin taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 20 maddesi, her türlü savaş propagandasının yasalarla yasaklanmasını öngörmektedir.

Düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde şiddete teşvik etmeyen, nefret içermeyen açıklamaların sadece iktidarın politikalarını eleştirdiği için yargı mercileri tarafından suç olarak tanımlanması kabul edilemez. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan ifade özgürlüğü, toplumun demokratikleşmesi için son derece titizlikle korunması gereken haklardandır. Eşit, Özgür, demokratik bir ülkede barış içinde yaşayabilmemiz, temel hak ve özgürlüklerimizin korunmasına bağlıdır.

Bizler, yoksulun, emekçinin, ezilenin haklarını korumaya, bu uğurda mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kamuoyun saygı ile duyurulur.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.