Dünya Mirası Kaz Dağlarından Elinizi Çekin!

Emperyalizmin(tekelci kapitalizmin) Türkiyenin ormanlık alanlarındaki altın madeni soygunu 295 bin ağacın kesilmesinden sonra kamuoyunun duyması ile yükselen halk tepkisine İzmir’den de ses verildi. Kaz Dağları’nda yaşanan ağaç katliamı ve altın madeni projesi ‘İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği basın açıklamasıyla protesto edildi. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan ‘İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’ “Dünya mirası Kaz Dağları’ndan elinizi çekin” yazılı pankart açarak sık sık “AKP elini doğamızdan çek”, “Havama, suyuma, ormanıma dokunma”, “Emperyalistler işbirlikçiler 6.filoyu unutmayın”, “Altıncı şirket kaz dağlarından defol”, “Orman yaşamdır,ormanı koru” sloganlarını attı. Demokrasi Güçleri; “Kaz dağlarında henüz siyanürle açık altın madenciliği ile onarılamaz tahribatlara neden olmadan, verilen iznin iptal edilmesi, traşlanan orman alanının bir an önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulmasını” istedi.

Basın açıklamasını TMMOB Orman Mühendisleri İzmir Şube Başkanı Sebahattin Bilge okudu.

“Yeryüzündeki yaşam sürekliliğin teminatı ve canlıların evi olan ormanlar artan insan nüfusunun etkisi ile halen yok edilmektedir. Bu yok oluş yapılırken içtiğimiz suda, havada, bir ekosistem olarak yaşamsal önemi yok sayılmaktadır. Bunun en yakın örneği Kazdağı ekosisteminin içinde yer alan Kirazlı altın madeni sahasında yaşanmış şimdiden 204 hektar (yaklaşık 300 futbol sahası kadar) orman alanı vahşi madenciliğe kurban edilmiştir.

Kazdağları; endemik tür zenginliği yüksek yani dünyada sadece ülkemizde tür kültürlerin yoğun olarak bulunduğu, çeşitliliği çok yüksek olan bir bölgedir. Önemli bitki alanlarını içinde barındırır. Kaz Dağları’nda 800 civarında bitki türü tespit edilmiştir. Bu türlerin 79 adedi en demektir. Bilimsel adı abiesequi-trojanı olan Kazdağı Göknarı adını Kaz Dağından alır ve dünyada sadece Biga Yarımadası üzerindeki lokal bölgede yayılış gösterir. Bu bölge 40 adet memeli türüne ek olarak, 15 Amfibi (iki yaşamlı) ve sürüngen familyasından 34 türe ait 190 örnek ve 147 kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır.

Kanadalı maden şirketi Alamos Gold’un sahibi olduğu Doğu Biga Madencilik Şirketine 600 ektarlık alanda işletme ruhsatı verilen alan Çanakkale ili Merkez ve Bayramiç ilçesi sınırları içinde kalmaktadır Aladağ ve Kirazlı Orman İşletme Şefliklerindeki sahanın tamamı kızılçam, karaçam ve meşe türlerinden oluşan verimli ormanlık alan nıdır. ÇED raporuna göre 46.650, Orman Genel Müdürlüğü’ne göre 13.400 TEMA Vakfı’na göre ise 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmiştir. Oysa en kolay bir şekilde Kirazlı ve Aladağ Orman İşletme Şefliği Orman Amenajman Planlarındaki bilgiler kullanıldığında, kesilen ağaç miktarının TEMA Vakfı’nın açıkladığı rakamdan daha fazla olduğu ortadadır. Kesim yapılan 204 hektarda 13.400 hektar ağacın kesilmiş olması demek bir hektar alanda 66 ağaç olduğu anlamı anlamına gelmektedir. Özellikle genç ormanların yoğun olduğu bu alanda bu sayıda ağaç olması alanın bozuk orman karakterinde olduğu anlamına gelir. Ormancı olmayanların bile uydu görüntülerine şöyle bir bakması açıklanan 13.400 ağaç sayısının doğru olmadığını görmeye yetmektedir.

Proje alanını ‘‘Çanakkale’ye 35 km, Kazdağlarına 40 km, Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajına 14 kilometre mesafededir bu sebeple olumsuz bir durum yoktur’’ şeklinde yapılan açıklamalar bir başka talihsizliktir. Özellikle 204 hektarlık alanda tüm ağaçların kesilmesini, toprağın sıyrılmasını orman tahribatı olarak değerlendirme yen ormancılık bilimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan açıklamalar ormancılık mesleği için iç karartmaktadır. Halen ormanların birbirine zincirleme bağlı ilişkilerin olduğu bir ekosistem olduğunun anlaşılmadığını göstermektedir. Bir orman sadece sınırları içerisinde etki yapan, değer üreten bir varlık değildir. Bu örnekte, Kazdağları yöresel bir dağ silsilesi olup, ormanı, merası tarım alanları ve yerleşim alanları ile bir bütündür. Bu bakımdan belirtilen maden sahasının bulunduğu alan önce bölgeden, ardından ilişkili diğer ekosistemlerden ayrı tutulamaz.
Diğer yanlış olan husus Atikhisar Barajı’na 14 kilometre uzakta olduğu için olumsuz etki olmadığının ifade edilmesidir. Bu açıklama ile madenin yaratabileceği olası tüm olumsuzluklardan etkilenecek bir konumda olduğu, maden sahasının Atiker Barajı su toplama havzasını da kapsadığı, patlayıcılarla yeraltında su kanallarının değişeceği, bu esnada kayaların oksitlenmesi ve yağmur suları ile etkileşimi sonrasında havzaya gidecek ağır metallerin olacağı göz ardı edilmektedir. ABD’de bile sıkı önlemlere rağmen maden sahalarının %78 inden ağır metallerin suya karıştığı tespit edilmiştir. Ayrıca adeta dev kimyasal fabrika olan büyük siyanür havuzlarının orada açık olarak kalacağı, oluşacak buharlaşmanın çevreye etkisi, iklim değişikliğinin etkilerinin görüldüğü günümüzde aşırı yağışlar olması halinde olası bir taşkın sonucu bunların sularına karışması olasılığı alınmamaktadır. Cevher/ atık oranı yüksek olan altın madenciliği doğayı en fazla olumsuz etkileyen madencilik türüdür. Açık işletme sırasında yaklaşık 1,5 gram altın için 3-4 ton su kirletilerek kullanılmakta ve ağır metalleri( cıva, arsenik, molibden, kadmiyum vb.) açığa çıkarılmış yaklaşık 2 ton atık (pasa) doğaya ve havzaya bırakılmaktadır. Bu atıkların nasıl bertaraf edileceği, veya bertaraf etmemenin yaratacağı kamusal zararların kimlerce tazmin edileceği hiç tartışılmakta, adeta gözlerden kaçırılarak, ”ülke ekonomisine” yapıldığı iddia edilmektedir.
Yukarıda belirtilen gerçekler göz önüne alınarak Kaz dağlarında henüz siyanürle açık altın madenciliği ile onarılamaz tahribatlara neden olmadan, verilen iznin iptal edilmesi, traşlanan orman alanının bir an önce ağaçlandırılarak eski haline kavuşturulması gerektiğini düşündüğünüzü kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz İzmir Emek ve demokrasi güçleri olarak Tüm duyarlı kesimleri ormanlarımıza zarar veren bu gibi uygulamalara karşı direnmeye davet ediyoruz Kamuoyuna saygıyla sunulur”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.