İrfan İnan

İRFAN İNAN
(20.08.1954-26.03.2019)
Manisa’nın yerlisi bir ailenin çocuğu olarak 20.09.1954 yılında Manisa/Ahmetli’de (o dönem Ahmetli nahiye/bucaktır.) doğar. Köyü Kenderlik ile bağlarını koruyan, yaz döneminde kendi topraklarını işleyen, bağ, bostan, küçük ölçekli ekin ve tütün üreticiliği yapan, kışın Ahmetli’de terzilikle geçinen üç çocuklu bir ailen ilk çocuğudur. Annesi ev emekçisidir, yaşamı her gün yeniden üretendir. Ailesi, toprağı yakın akrabalarla, dayısı ve ailesiyle aynı bahçeyi kullanan, yazın birlikte çalışan, yaşayan, birlikte çalışmayı ve paylaşımı yaşam biçimi olan bir karakterdedir. Yazın köyde çardağa gittiklerinde içme suyu olmayan tarlada çalışırken aşağı tarafta akrabaların bağındaki tulumbadan eşeklerle su taşırlar. Toprak köyün içinden geçen Gediz’in sularıyla beslenir. İrfan da dayısının erkek çocukları da yüzmeyi Gediz’de öğrenirler.

Baba aydın bir insandır, çocuklarını her hafta sinemaya, Fuar döneminde tiyatrolara götüren, sanata duyarlı olmalarını isteyen, yeniliklere açık bir insandır. Her gün gazetenin girdiği bir evde yetişir İrfan. İlk çocukluk döneminde ava merak salar ve babası öğrenmesi için ona tek kırma av tüfeği alır, kullanmasını öğretir. Ekin tarlalarının içinde yatıp yabani kuşları beklerken kuşları vurmasını istemeyen kız kardeşi Selma gürültü çıkarınca ona kızar, bir süre oynamaz ama asla anne-babasına şikayet etmez. Baba çocuklarının yüksek öğrenim görmesi için fedakarlığa hazır ve anlayışlıdır. Çalışmaya önem veren, emeği gören, değerini bilen biridir. Ortaokul son sınıftayken öğretmeniyle tartıştığı için okula devam etmek istemeyen İrfan’ı, babası yaşamı tanıyarak karar verebilmesi için sabahçı kahvesine çırak olarak verir. Bir aylık bir çalışma sonrasında İrfan okula geri döner, derslerini telafi eder ve mezun olur. Lisedeyken ara tatillerde iş bulursa, yazın da mutlaka çalışır. Kültürpark Villa Çay Bahçesinde garsonluk, Ege Süs mağazasında tezgahtarlık yapar.

İlkokulu Ahmetli 6 Eylül İlkokulunda tamamlar, yavrukurt olur, trampet çalar. Nahiyede o dönem ortaokul olmadığından trenle gidip dönerek Turgutlu’da okur. Ortaokulda kız kardeşiyle pazara alış verişe giden İrfan parayı kullanmayı, verilen parayla yetinmeyi, iş yapmayı belki de o günlerde öğrenir. 1968 Yılı yazında şiddetli dolu yağması nedeniyle tüm ürünler telef olur; banka borçları ödenemez, eve haciz gelir, satılır ve aile İzmir’de Mersinpınar’a taşınır. Mahalle evlerinde su yoktur, haftada bir mahallenin ortak çeşmesine su verilir; halk geceden sıralar oluşturur, nöbet tutar ve su tenekelerle evlere taşınır.

İrfan İzmir Atatürk Lisesine kaydolur. Dersaneye gitmeyen, derslerde zorlanmayan başarılı bir öğrencidir. Buca Mimarlık Mühendislik Yüksek Okulu’nun Kimya Mühendisliği Bölümünü’ne ve öğrenimini çalışarak bitirmek istediğinden ikinci öğretime (gece bölümü) kaydını yaptırır. Üniversite yıllarına dek kurtuluş savaşından etkilenen Atatürkçü bir gençtir. Milliyetçi Cephe döneminde, faşistler öğrencileri kendi taraflarına çekemedikleri için sınıfa molotof kokteyli atarlar, dağılan parçalardan biriyle hafif yaralanır. Bu olaydan sonra çatışan tarafları, nedenlerini anlamaya, tartışmaya, sorgulamaya başlar ve giderek devrimcileşir. Buca MMYO da boykotlar ve mücadele sonrası Buca MMYO E.Ü Mühendislik Bilimleri Fakültesi ile birleşmiş ve Kimya Mühendisliği E.Ü Müh.Bilim. Fak.sine taşınmıştır. İrfan öğrencilerin ücretsiz, bilimsel, özerk demokratik üniversite mücadelesinin içerinde hızla politikleşir, bu mücadelenin kapitalizme ve faşizme karşı mücadele olmadan sürdürülemeyeceğini mücadele içinde kavrar. Dönemin Halkın Kurtuluşu çevresiyle tanışır ve aktif mücadele dönemi başlar. Kimya Fakültesi, E.Ü kampüsüne taşındıktan sonra da demokratik özerk üniversite, bilimsel eğitim ve faşizme karşı mücadelenin ön saflarında yer alır.

Milliyetçi cephe hükümetlerinin iktidarda olduğu dönemlerde yükselişe geçen, üniversitelerin faşist işgal tehdidi altına girdiği zamanlardır. Fakülte ve yurtlarda faşistlere karşı devrimci aktif direnişler yapılmaktadır. Her koşulda zorluğu, darlığı, yaşamı paylaştığı Neşe, o zamanlarda kampüste koşuşturmalar içinde görmektedir İrfan’ı. Bir gün Hemşirelik Fakültesi öğrencisi olan Selma ile yan yanayken Selma küçük kantinden çıkan, bir kolu alçıda olan İrfan ı işaret ederek “bak bu benim abim, seni tanıştırayım” diyerek yüz yüze tanışmalarını sağlar. Bir süre uzaktan birbirlerini izler, karşılaştıklarında selamlaşır, göz göze gelirler, zamanla aralarında duygusal bir yakınlık oluşur ama fakülteler ayrı, ortak zamanlar azdır. Bir fırsatını bulan İrfan, Neşe’ye kampus dışında bir ara konuşmak istediğini söyler; ama mücadele koşullarında nereye gideceklerin, nerede oturacaklarını bilemezler ve İrfan ın liseli yıllarından beri çalıştığı Villa Çay Bahçesine giderler. Aynı yerde dönemin birçok üniversite öğrencisi de vardiyalı çalışmaktadır. Konuşma “özelleşemez”, gelen bir arkadaş Bornova yurtlarına faşist saldırı olduğu haberini getirir, apar topar kalkarlar. Yaklaşık altı ay yan yana gelemezler, uzaktan birbirlerini izler, haber almaya çalışırlar.

İrfan 1974 Yılından başlayarak özel okulların kapatılması, üniversitelerde, okullarda ve KYK yurtlarında faşist işgale karşı mücadelede aktif görevler üstlenmektedir. İzmir’de İzmir Yüksek Öğrenim Derneği (İzYÖD) faşist MC iktidarı tarafından kapatılmıştır. Tutuklanan yöneticileri hapse mahkum edilmişlerdi. Kapatılan bu derneğin yerine kurulan Demokrat Yurtsever Gençlik Derneği de 1977 şubatında faşist iktidar tarafından kapatılmıştı. Yeni kurulacak gençlik örgütünün yönetimini oluşturmak amacıyla bütün fakültelerde ve okullarda forumlar yapılmış ve Halkın Kurtuluşu taraftarları bu toplantılarda görüşlerini açıklamış, hatalı görüşleri eleştirmiş ve etkiniğini pekiştirmiştir. Fakülte ve yüksek okullarda yapılan delege seçimlerinde 4144 oy kullanılmıştı. Gençlik kitlelerinde seçimlere ilgi de devrimci demokrasinin uygulama biçimlerine ilgi de oldukça fazladır. Kullanılan oylardan 2829 unu yurtsever devrimci gençler kazanmıştır.

İrfan, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nde (YDGD) kurucu başkandır ve 1980 faşist askeri cuntasına dek iki dönem YDGD yönetimde başkanlığı sürdürür. Bu dönemlerde YDGD gençliğin anti-faşist anti-emperyalist ve anti-şövenist mücadelesinin yanı sıra, İzmir’deki barınma-konut hakkına sahip çıkar; gecekondu direnişlerinde, fabrikalardaki faşist kadrolaşma nedeniyle işten çıkarmalara karşı mücadelelere, işçi direnişlerine, grevlere, mahalle direnişlerinde de emekçi halkın yanında yerini alır, destek verir. YDGD, Gençliğin can güvenliği ve öğrenim özgürlüğü mücadelesinde, akademik ve demokratik mücadelesine, faşist-gerici eğitime karşı, siyasi cinayetlere karşı aktif olarak mücadele eder. Gençlik içerisinde grupçuluğa, tekkeciliğe karşı geniş gençlik yığınlarını siyasi demokrasi talepleri temelinde kitlesel mücadelesine yol gösterir. Yasal ve pratik sorumluluk açısından o dönemlerde bu görevi üstlenmek, tahmin edilebilir ki hiç te kolay ve herkesin harcı değildir. İrfan, aynı zamanda Yurrtsever Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (YDGF) kurucularından birisidir. Federasyonun kuruluş döneminde Ege Bölgesi kuruluş komitesi sorumlularındandır.

1979 yılında Kimya Fakültesinden mezun olduğunda hala Villa Çay Bahçesinde çalışmayı sürdürmektedir; Neşe Tıp Fakültesinde öğrencidir hala..Aileler tanışır, evliliklerine itirazlar olur, onların kararlı duruşu, kardeşlerin desteğiyle aşılır. 12 Eylül faşist cuntasından hemen sonra 1980 yılı kasımında nikahlanırlar. Nikah salonu YDGD li gençler tarafından güvenlik kuşağına alınmış gibidir.

1980’de “24 Ocak kararları” olarak bilinen ve tekelci kapitalizmin IMF dayatmaları, neo-liberal yeniden yapılanma programına karşı işçi sınıfının grev ve direnişlerle verdiği mücadele ancak engelsiz, tüm burjuvaziyi ve emperyalist kesimleri de arkasına alan bir askeri darbeyle başarılabilirdi. 1980 Şubatında İzmir’de sıyönetim ilan edildi. Sıkıyönetim koşulları içerisinde de YDGF örgütlenmesini ve çalışma tarzını yeni koşullara göre geliştirdi, özgürlük ve demokrasi mücadelesini sürdürdü. Yurt genelinde olduğu gibi, İzmir’de de devlet terörü alabildiğine yaygın ve yoğun sürmekte partiler, sendikalar, meslek, kitle örgütleri gibi gençlik derneklerinin yöneticileri, önderleri de aranır duruma gelmişti, işkence sesleri sadece “Emniyet Müdürlükleri”nden değil, garnizonlardan, kışlalardan, karakollardan da dışarıya taşmaktaydı. ABD’nin “bizim çocukları” faşist generaller harekete geçti ve 12 Eylül sabahı askeri faşizminin kanlı süreci başladı.

12 Eylül 1980 faşist cuntası emperyalist-kapitalist neoliberal politikaları ve IMF patentli 24 Ocak kararlarını hayata geçirme hedefli programı ve ABD patentli ılımlı islam projesini her türlü zoru kullanarak uygulamaya başladı. Ekonomi ve siyaset ile birlikte toplumun da neoliberal yönde yeniden yapılandırılmasını amaçlayan bu programın en önde gelen iki hedefi vardı. Biri siyasi ve ekonomik yapının merkezileştirilmesi diğeri ise başta devrim ve sosyalizm iddiası taşıyan siyasi yapıların ve işçi sınıfı örgütlülüğünün tasfiyesi olmak üzere, tüm siyasal muhaliflerin tasfiye edilmesi ve kapitalizmin kabul edilebilir sınırları içerisine çekmekti. Türk-islam sentezi programını ve ılımlı islami bir cumhuriyet oluşturma projesi için harekete geçti. Emniyet müdürlükleri işkence merkezleri durumuna getirildi. Bir milyona yakın insan işkence tezgahlarından geçirildi. Binlerce insan işkence tezgahlarında, katledildi, idam edildi ve infaz edildi. Faşist cunta, siyasi partileri, sendikaları kapattı. Parti yöneticileri ve önde gelen burjuva politikacıları ev hapsi ile ya da tutuklanarak etkisiz duruma getirildiler. MHP yöneticileri ve bazı ülkücü tetikçilerle birlikte hapsedilen ve hapisliğini hastanede rahat koşullarda geçiren Alpaslan Türkeş mahkemede savunmasında, “Fikirlerimiz iktidarda biz içerdeyiz” diyerek faşist cuntayı destekledi. Bugün MHP, hem parti olarak hem fikir olarak iktidarı, faşist askeri cuntanın düzeninin ürünü AKP ile paylaşıyor..

YDGF faşist askeri cuntanın saldırılarından payını aldı. Binlerce üyesi işkence tezgahlarından geçti, idam edildi, öldürüldü ya da hapsedildi. İrfan da 28 Ocak 1981 de göz altına alındı, 30 gün İzmir’de siyasi şubede kaldı, Buca Cezaevi’nde kalırken gizli örgüt üyesi olmakla sorgulandı, on dört ay sonra bırakıldı, yıllar sonra o dosyadan beraat etti ve cezaevinden çıktı.1982 Yılında oğulları Eren dünyaya geldi. Baba olarak Eren’e ayırdığı zaman belki fazla değil ancak nitelikliydi. Sevgisini sözle dışa vurmaktan çok davranışlarıyla ifade ederdi oğluna. Onun ilkeli ve bizim kuşağımızın ortaklaşmacı, paylaşımcı değerleriyle yetişmesini istedi; zaman zaman katı, kuralcı ama her zaman gözeten, koruyan ve kollayıcı olmaktan vaz geçmeyendi..

Dernek çalışmaları arasında doğaldır ki basın, yayın, dergi, bülten çıkarmak ta vardır. İzmir YDGD olarak yayınlanan ve İrfan’ın imtiyaz sahibi, A.Ç’nin de sorumlu müdürü olduğu derginin haber bülteninde faşist katliamlar, suikastlar işlenirken “…faşist diktatörlüğün koltuk değneği CHP’nin…” diye de bir anlatımı geçmektedir. Dönemin CHP il yönetimi şikayetçi olur. “Suç” basın yoluyla işlendiğinden TCK nın 159.md gereğince “hükümete hakaret” iddiasıyla yargılanır ve A.Ç’ye 18 ay, İrfan a da 10 ay ceza verilir. Zaman geçer, 1983 yılında bu ceza kesinleşmiştir ve bu ceza nedeniyle, apar topar alınır ve Uşak Cezaevi’ne götürülür; dört ay sonra cezası imza karşılığı denetim cezasına dönüşür. O dönemde Neşe, Uşak Eşme’de hekim olarak çalışmaktadır. Dört ay Uşak Cezaevi sonrası 1984 yılı başında askere gider ve sakıncalı piyade olarak askerliğini Antep te tamamlar. Neşe de Ankara’da ihtisasa başlar

Zor zamanlardır, hem ekonomik olarak hem de ruhsal ortam anlamda..Neşe, otuz sekiz yıllık yaşam yoldaşı, sevdiği İrfan ı sözden çok davranışıyla konuşan, çok zeki, esprili, naif olarak tanımlıyor. Uşak Cezaevi’nde bildiriden verilen hüküm kapsamı nedeniyle kalırken anneler gününde açık görüş yapılır ve görüş sonrası Neşe ayrılırken bir gardiyan koşarak yanına gelir ve eline bir zarf verir. Zarf içerisinde bir not ve bir miktar para vardır. Notta, sözle ifadeden kaçınan İrfan, anneler günü için kendisine anı olarak bir şeyler almasını istemektedir.

Askerden dönüşte, mahpustan çıkan herkes gibi işsizdir, iş aramaktadır. 1985 Genel nüfus sayımı o zaman sokağa çıkma yasağı koşullarında yapılmaktadır ve Ankara Keçiören’de oturmaktadırlar. O gün üç sivil polis tarafından gözaltına alınır, epeyce bir uğraştan sonra geçmişteki cezalardan biri nedeniyle, gözetim altında tutulmak üzere alındığı öğrenilir.

1986 Haziran ayında Neşe ihtisasını tamamlar ve İzmir e atanır. İrfan bu arada yine izleme olanağı bulmadığı bir dosyadan ceza aldığını öğrenir. Bu dosya, da geçmiş dönemdeki açılan dava dosyalarındandır.. İrfan bu kez Urla Cezaevi’ndedir, yaklaşık on bir ay da bu cezaevinde kalır.

Mahpusluk sonrası, Seferihisar yolunda Klor fabrikasında çalışmaya başlar, bir buçuk yıl kadar çalışır; işçilerin sendikalaşması için çaba gösterir. ancak bedeni alerjik reaksiyonlar gösterdiğinden ayrılmak zorunda kalır. Aynı dönemde Kimya Mühendisleri Odası’nda çalışmalara başlar. Odada bir yıl kadar yönetici olarak çalışır. Sonrasında on yıllar süren mesleki mücadele örgütünün, emek ve demokrasi mücadelesinde aktif rol alır; KMO Ege Bölge Şubesi’nin çeşitli dönemler yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığını yapar. KMO ve TMMOB da birer dönem yönetim kurulu üyeliği yaptı.1988 yılından yaşamını yitirdiği sürece kadar KMO ve TMMOB genel kurullarında delegeydi.

Eşi, ailesi ve arkadaşlarının anlatımlarında, İrfan’ı tanımlarken ortaklaştıkları özellikler O’nun dedikoduyu hiç sevmediği, yanında dedikodu yaptırmadığı; Ruhi Su dinlemeyi, doğayı, çiçekleri ama ille de laleleri; hayvanları ama en çok köpekleri ve ille de Laki’yi (Laki, yıllarca baktığı, can dostu köpeğinin adı) çok sevdiğidir.

İrfan oğlunun adını kendi koymuştur, Neşe nin de itirazı olmayacağından emin olarak. Eren’ le, koşulları nedeniyle belki az ancak nitelikli zaman geçirmeyi severdi. Koruyucuydu ancak kural koyan, kendi ilke ve kurallarında da ısrarcıydı. Özverili ve sevecendi ancak o kadar da dışa vurumcu değil!

Yaşamının sonuna dek yoldaşlarıyla bağını yitirmeyen, ilişkilerini sürdüren,İmece çalışmalarında üstlendiği görevi seçen ve mutlaka gereğini yapan bir dosttur İrfan; insanı yanıltmaz.İmece-Der in kuruluşunda aktif yer alan, aktif desteğini sürdüren; genel kurul divan başkanlarımızdan; geleneksel buluşmalarımızı örgütleyicilerinden; İmece’nin kuruluş çalışmalarında destekleyici ve eğitim gönüllüsüdür; çalışmalarda mutlaka katılımcıdır, yitirdiğimiz devrimcilere, yoldaşlarına bağlı ve vefalıdır, mezar yenilenmeleri ve anmalarda mutlaka o da vardır. Ege Bölgesi Kimya Mühendisleri Odası eski başkanlarından, TMMOB eski genel yönetim kurulu üyesi, Ege KMO ‘nın bölgesel ve genel yönetim kurullarında görev alan, her dönem örgütleyici aktif bir üye ve uzun dönemler İzmir delegesi olan yoldaşımız 2017 yılından bu yana pulmoner fibrozis tanısı nedeniyle tedavi görüyordu. 2019 yılının ilk aylarında solunum sorunları artmış ve 22 Martta hastaneye kaldırılmıştı.

27 Mart 2019 Çarşamba günü, son yolculuğuna Urla-Güvendik mezarlığında dostlarımızla uğurlamıştık..

İzmir’de, özgürlük, emek, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde bir İrfan İnan geçti.

İrfan bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde bizlerle yaşıyor, ve yaşayacak..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.