MehmerT Ali,İlhan Emre

ANIYORUZ.

(MEHMET ALİ ÖZPOLAT, İLHAN EMRE/8-9 HAZİRAN 1976)

Gaziantep’te Düztepe mahallesinde kaldıkları evin asker ve polislerce kuşatılması sonucu çıkan çatışmada ölen Mehmet Ali Özpolat ve İlhan Emre, hiçbir örgütsel bilgi, belge ve sırrı teslim etmeyerek ölümü seçti.

İbrahim Öztaş, Cihan Alptekin, Alpaslan özdoğan, Sinan Cemgil, Kadir manga, Ömer Ayna ve Mahir Çayan’ların kavgaya atıldıkları ve tarih yazdıkları sürecin baş eğmez devrimcileri olarak devrimci hareketin geleneğini sürdürdüler.

1970’lerin yükselen devrimci hareketinin baş eğmez mücadele geleneğinin çelikleştirdiği iki yiğit militandı İlhan ile Mehmet Ali. İlhan, mücadele içerisinde çelikleşmiş bir Üniversite öğrencisi, Mehmet Ali ise işçiydi .

İlhan,’73’te ilgisi olmayan bir olaydan dolayı aranmaya başlar. İlhan Emre teslim olmaz; işçilerin köylülerin arasında çalışmayı tercih eder. Gaziantep’te işçiler, Maraş’ta köylüler arasında çalışır. Veliç fabrikası’ndaki direnişin örgütlenmesinde, zamlara karşı yürüyüşün ve Gaziantep’te ilk kez 1 mayıs’ın kutlanması çalışmalarında aktif olarak yer alır.

Mehmet Ali Maraş’lıdır. Dörtyol ilçesinde,özellikle tarım işçileri arasında çalışır; daha sonra Gaziantep’e yerleşir ve Düztepe Sanayi Çarşısı’nda çalışmalarına devam eder.

Mehmet Ali ve İlhan’ın kaldıkları ev bir ihbar sonucu polisler tarafından sarılır. Sayıları on kadar olan polisler karşılarında teslim olacak birilerini beklerken tam tersi olur.İlhan ve Mehmet Ali’nin teslim olmak gibi bir niyetleri yoktur;yığınak artırılır ve çatışma başlar;gece yarısına doğru ilhan barikatı yarmaya çalışırken katledilir.Mehmet Ali artık yalnızdır; bu arada Düztepe halkı iki yiğit devrimcinin bu şekilde katledilmek istenilmesine büyük bir tepki duyar.Mustafa adında bir işçi polis jandarma barikatının önüne atılırken,vurulur.Yüzlerce polis ve asker ile bir türlü ele geçirilmeyen Mehmet Ali’yi yok etmek için ertesi gün en ağır silahlarla,kışladan getirdiği tank ile ev ateşlenir ve 1. Kat yerle bir edilir. Mehmet Ali’nin silahı artık susmuştur ama Mehmet Ali ve İlhan’ın yarattığı direniş ,Gaziantep’in emekçilerinin ve yoksullarının yüreğine kazınmıştı .

Faşist MC iktidarının ağır bir iktisadi ve siyasi kriz içerisinde bulunan çürümüş düzeni yaşatmak ve emekçi halkın insanca yaşama; gençliğin demokrasi ve bağımsızlık mücadelesini kanla boğmak için saldırılarını artırdığı bir dönemdir. Hergün mücadele eden kitleler üzerine kurşun yağdırılan, devrimcilerin, yurtseverlerin meydanlarda, okullarda, fabrikalarda, tarlalarda kurşun yağmuruna tutulduğu; kürt milleti üzerinde zulmün yoğunlaşarak sürdürüldüğü ve giderek yoğunlaşarak ivmesinin arttığı bir dönemdir. Demirellerin,Türkeşlerin ,Erbakanların Milliyetçi Cephe Hükümeti ile faşist çetelerin ve kontrgerilanın halka saldırılarının tırmandırıldığı bir sürece girilmiştir. Faşist dikdatörlüğün has adamlarıyla da saldırılar sınırlı olmamış; dönemin muhalefet lideri Ecevit; ‘’yasal olmayan sola karşıyız’’ diyerek faşist teröre ve devlet terörüne yeşil ışık yakmıştır. Tip,TSİP gibi dönemin sözde sol partileri anarşizme ve goşizme karşı olduklarını açıklayarak olayı benimsemediklerini ve bu nedenle saldırıların kendilerine yöneltilmemesi gerektiğini işbirlikçi burjuvaziye salık vererek görevlerini yerine getirirler.

Bu süreçte CHP Gençlik Kollarının Raporu, Almanya İçişleri Bakanlığının gizli raporu, DGM Savcısının beyanatı,Tercüman gazetesinin yayınları ve TRT’nin naklen yayını Ecevit’in, TİP,TSİP’in demeçleri … faşistdikdatörlüğün birleşik orkestrası düzenli bir şekilde çalışır.…

Bu süreçte tüm Gaziantepte fiili bir sıkıyönetim sürdürülerek, dikdatörlük ‘‘savaşa’’ devam etti. Yüzlerce ev basıldı ve arandı. Yüzlerce devrimci, demokrat gözaltına alındı. Baskı, zulüm, işkence ve örgütlü bir devlet terörü uygulandı.

8,9 haziran 1976’da İlhan ve Mehmet Ali’nin devrime ve örgütüne adanmış yaşamları yine devrimi ve örgütü savunarak son buldu. Antep direnişi olarak adlandırılan bu tutum,’71’in devrimci mirasının devrimci hareket saflarındaki en güzel örneğiydi; ve Antep direnişi faşizme karşı bu baş eğmez geleneğin,devrime sosyalizme,örgüte güven ve sahiplenmenin simgesi olarak tarihe geçti.

‘71’in devrimci ruhunun,’76’da Antep’deki şahlanışı,daha sonraki dönemlerde yeni yetişen ve mücadeleye atılan gençlik üzerinde toprağa atılan filiz gibi boy vermiş; fabrikalarda, işletmelerde, tarlalarda, okullarda, yurtlarda yaşamın olduğu her yerde her saldırıda kendidini yeniden üretmiştir. Bu direnme ruhu her geçen gün kendisini yenileyerek 1980’de işçi sınıfını partisinin kuruluşunda kendisini göstermiştir. Binlerce devrimci bu kararlılığı 12 Eylül askeri faşist Cuntasının işkence tezgahlarında, cezaevlerinde, mahkeme salonlarında göstermiştir. Kararlılık ve azim Erdal’ın idam sehpasında; İmran Aydın’ın işkencede; Kenan Bilgin’in faşist katillere karşı kararlı ve ölümüne direnişinde kendini yeniden üretmiştir. Antep’in iki yiğit şahinin; diktatörlüğün en ağır silahlarla saldırısına karşı kararlılığı geleceğe faşizme ve sermayeye karşı direnmenin yolunu açmıştır. . Dost-düşman biliyor ki; bu gelenek ülkenin dört bir yanına kitlelere bilinç taşıyan ve bu uğurda gecesini gündüzüne katan her devrimcinin sürdürmesi gereken zafere kadar direnişin yoludur.

Uğruna ölünesi sınıfa karşı sınıf kavgası , sosyalizm kavgası, sürüyor sürecek…

Mehmet Ali ve İlhan kısa ama örnek bir hayat yaşadılar ve yaşamı örnek bir sonla noktaladılar, Onlar hiçbir belgeyi ve sırrı teslim etmeyerek ölümlerin en güzelini seçtiler…

Halkının kurtuluşu için faşizmi ve emperyalizmi yenmek için bütün yaşamlarını adayan, halkı için yaşayan, halkı için savaşan ve halkı için ölen Mehmet Ali ve İlhan Emre’nin anısı mücadele tarihinde bir anıt gibi yükseliyor.

Onları saygıyla anıyoruz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.